Ceku

Çok yaman adamdı bu. Dört dili iyi biliyordu, birçok dili konuşuyordu. Aynı zamanda ciğerlerinden hastaydı. Bundan başka dört çeşit hastalığı vardı. Dört dil biliyordu. Kulakları ağır işitiyordu. Tansiyonu düşüyordu. Birkaç dili de konuşuyordu. Midesinden şikâyetçiydi. Çok okuyordu. Nefes darlığı çekiyordu. Bana çok şey öğretmişti. Hastalık ve bilgi arasındaki bu doğru orantıyı da ondan öğrenmiştim. Fakat bunu çok karışık ifade etmişti; çünkü çok okuyordu, çünkü çok biliyordu, çünkü çok çalışıyordu. Bu yüzden, önce aklından rahatsızlandı, sonra öldü. Allah taksiratını affetsin.
Reklam
«Terbiyesizlik etme Hikmet.» «Yaz Hüsamettin, uzatma. Kıyamet koptu artık: Albaylar Hikmet, Hikmetler mirliva oldu. Oyunlarda ve gerçek hayatta öldürdüğümüz bütün insanlar dirildi. Uzatma yaz.» Albay, yakın gözlüğünü takti: «Ne yapalım? Bunu da bir oyun kabul edelim. Lütfen yavaş söyleyiniz paşam.»
Ve insan yeni oyun arkadaşları arıyor. Tanımadıklarıyla oynamak, daha heyecanlı. Onu da tanıyayım bırakırım peşini. Fazla sürmez, ondan da nefret ederim.
Artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini.
Ben de kendimi hoşgörüyle karşılamak istiyorum albayım. Uğraştıkça daha derin bir bataklığa gömüldüğümü hissediyorum
Oğuz Atay
Reklam