Kitabın giriş kısımları hikayeye yoğunlaşmayı engelliyor ve aynı zamanda olaylar arasında psikolojik metin olmasının gerektiği çok fazla düşünce var ve bu olaylara bağlanmamızı engelliyor. Öte yandan 1900 yılında yazılmış bir roman ve dönemi,hayatları,diyalogları anlamamıza müthiş bir ışık tutuyor. Dönemin Tarabyasının, İstanbulunun ve türk aile yapısının nasıl olduğu ile ilgili bizi aydınlatıyor. Aynı zamanda bir okur olarak 120 yıl önde yazılmış bir yapıtın hala anlaşılabilir,hala hissedilir ve tutkuyla okunabilir olmasına şaşırıyorum, dönemin yazarlarının harikuladeliğini görüyorum. Türk klasiklerinin artık nesillere daha iyi okutulup,sevdirilmesine ve böylece artık “klasik” olarak eserlerimiizin kalması yolunda atılan bu adımları çok olumlu buluyorum.
Kitap röportaj tarzında işleniyor. Tarihte kadınların yaşadıkları, yaptıkları, yaşattırıldıkları, başardıklarıyla ilgili muhteşem bir eser. Kadınların erkek egemen kültüründe yaşayıp ayakta kalmak için ne kadar uzun zaman savaş verdiklerini ve bilhassa bu savaş için bile onların bayraklarını şuan da devam ettirmemiz gerektiğini gösteriyor. Her kadın okumalı, her kadına okutturulmalı! Özellikle anne olacak bireyler erkek çocuklarını yetiştirirken bile bu egomanyaya uymadan yetiştirmeleri için bir fener niteliğinde..