Ve ben onun, yani dünyanın boşattığı yerde kendi dunyami kuruyor, oradan bir seraba bakar gibi ince bir dehlizde sükûn ve ucu kırık bir sızııyla yürüyor, bakıyor, duruyor. “Yıkanır, dinlenir , duru ve güler.” Diyen Haşim i kimsenin olmadığı kadar anlıyordum.
Dert, onunla yaşayacağını düşünmektir; gelip geçicilik dert değildir, diye düşünürdüm. Yarın ya da öbür gün ya da gelecek ay ölecek olsam benim ne derdim olabilirdi ki. Dert, yaşamaktır.