…Bu kadın, hayali olarak son derece önemlidir; pratikteyse tamamen önemsizdir. Şiir kitaplarında baştan sona yer alır; tarihteyse neredeyse yoktur. Kurgu edebiyatında krallarla fatihlerin hayatını yönetir; gerçekteyse ailesinin zorla yüzüğünü parmağına taktığı herhangi nir delikanlının kölesiydi. Edebiyatta en ilham dolu sözlerden, en derin düşüncelerden bazıları onun dudaklarından dökülür; gerçek hayattaysa okuma yazma bilmiyordu ve kocasının malıydı.
Kitap adından anlaşılacağı üzere arkadaşlık, aile, iş ilişklerinde, romantik ilişkilerde ve kendi içimizde sınırlar koyabilmenin yollarını, bu sınırların neden gerektiğini anlatıyor. Özellikle bizim gibi toplulukçu kültür içinde yetişmiş, yeni dünyanın getirdiği bireyselliğe uyum sağlamaya çalışan insanların belki de en çok yaşadığı sorunlardan birisi sınır çizmek. Neden kaynaklandığını anlamadığımız bir iç huzursuzluk bazen hayır diyememenin bir sonucu olabiliyor. Bazen de bu huzursuzluğun sebebini bilsek de adım atamıyoruz. Bu kitabın en sevdiğim yönlerinden biri ise sınır problemi yaşayabileceğimiz her alanı ayrı başlıklar halinde incelemesiydi. İlgili başlık altında ise bunu nasıl ve neden yaşıyor olabileceğimize dair bir ön açıklamadan sonra bununla ilgili neler yapabileceğimiz, tek tek hangi adımları izleyeceğimiz anlatılıyor. Sadece sınır çizmede problem yaşayan kişilere değil hepimize pek çok şey katacak bir kitap. Hakkındaki tek olumsuz eleştirim çevirisinin yetersiz olması noktasında olabilir. Hem kültür hem dil farklılığı kitapta oldukça fark ediliyor ve yer yer uyumsuzluğu rahatsız edebiliyor.