Gençler ihtiyarlara rast geldikçe onları evvelden beri ihtiyar sanırlar. Fakat yaşlılar nazarında her ihtiyar eski gençliğinin viranesi ve her kadın eski güzelliğinin harabesidir.
Biz, saffetimizle sanırız ki bütün tanıdıklarımız her zaman kendimizi olduğumuz gibi görecekler, masum isek mücrim saymayacaklardır. Halbuki aleyhimizde verilen hükümlerin sebepleri çok kere bizim kusurlarımız değil, bize bakanların görüşlerini bulandıran kendi hisleri, acizleri be öfkeleridir.
İnsanların çoğu daima konuşurlar. Söz fırsatını hiçbir gün kaybetmezler. Fakat asıl sözleri söylemek fırsatını hiçbir gün bulamazlar. Bütün bir ömür içinde, mühim sözleri ya bir iki kere söylemiş olur yahut hiçbir defa söylememiş olurlar.
Esasen dünya afetlerinden böyle daima haber alarak yaşamanın felsefi olan büyük kârı da bütün bu felaketlerle kendi başımıza gelen küçük sıkıntıları mukayese ederek halimizdeki nispî selametle müteselli olmakmış.