Annie Ernaux, kendi çağını, aile yaşantısını, evliliklerini, kaçamak aşklarını günlüklerinden yararlanarak romanlaştıran bir yazar. Şimdiye kadar beş kitabını okudum. Kitaplarında anlattıkları kendi hayatıymış gibi görünse de aslında kendinden yola çıkarak herkesin yaşadığı duyguları, karşılaştığı durumları yalın bir anlatımla dile getiriyor.
Bir Kadın adlı romanında da Ermaux günlüğünden yararlanarak annesiyle olan ilişkisini masaya yatırıyor. Genç kızlık yıllarında annesiyle sürekli çatışan, ondan uzaklaşmak için fırsat arayan annesine karşı öfke taşıyan bir kadındır. Yıllar geçip yaş aldıkça bu öfkesinin sevgi ve şefkate doğru evrildiğini görüyoruz. Ermaux, yazar kimliğinin sınırlarından uzaklaşmadan bir yandan annesinin baskıcı ve geleneksel yapısını eleştirirken bir yandan da annesinin kendi başına ayakta durabilen, kızının okuması için her türlü zorluğu göğüsleyen güçlü bir kadın olduğuna dem vuruyor. Ayrıca bu kadına karşı gizli bir hayranlık duyduğunu okuyucularına hissettirmeden de geçmiyor.
Bir Kadın adlı kitap bir romandan ziyade otobiyografik bir anlatı şeklinde. Yazarın kendisi de kitabın son sayfasında şöyle bir açıklama yapıyor:
“Elbette, bu kitap ne bir yaşamöyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği,kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim”
Kesinlikle okunulması gereken bir kitap.