Maddi açıdan diğer insanların iyi niyetine muhtaç olmayacak kadar iyi durumda olanlar dışında herkes için başkalarının görüşü, yasalar kadar etkilidir; insanlar ekmeklerini kazanamamaktansa hapse girmeyi yeğler. Ekmeği güvencede olan ve iktidar sahiplerinden ya da insan topluluklarından ya da halktan iyilik beklemeyenlerinse, herhangi bir görüşü açıkça savunmakta korkacakları hiçbir şey yoktur, kendileri hakkında kötü şeyler düşünülmesi ve kötü konuşulmasına katlanmaları için de çok cesur bir yapıları olması gerekmez. Bu insanlar için herhangi bir şekilde ad misericordiam¹ temyize yer yoktur.
Dinin canlandırılması adıyla bugünlerde öne sürülen şey, dar ve eğitilmemiş kafalarda her zaman yobazlığın da bir o kadar canlandırılması anlamına gelmiştir; bir halkta, bu ülkede her zaman orta sınıflarda görülen hoşgörüsüzlüğün güçlü ve daimi mayası varsa, zulüm görmeyi hak ettiğini hep düşündükleri insanlara etkin olarak zulmetmeye başlamaları için çok ufak bir kışkırtma yeterli olur. Bu ülkeyi, zihinsel özgürlüklerin yeri olmaktan alıkoyan şey budur, insanların, onların önemli bulduğu görüşleri reddedenler hakkındaki görüşleri ve besledikleri duygulardır. Uzun bir süreden beri, yasal cezaların başlıca kötülüğü, toplumsal damgayı güçlendirmesidir.
Ahrete inanmayan bir kişinin yalancı olması zorunluysa bu, inananların yalan söylemesini engelleyen tek şey cehennem korkusu demektir, eğer engelliyorsa.
Bunun temelindeki varsayım, ahirete inanmayan birinin yemininin değersiz olduğudur; bu iddia, tarihsel gerçeklerden bihaber olunduğunu gösterir (çünkü çağlar boyu ortaya çıkan inançsızların büyük bir bölümünün, sağlam kişilikli ve onurlu insanlar olduğu tarihsel bir gerçektir); sahip oldukları erdemler ve elde ettikleri başarılar açısından dünyada en çok tanınan kişilerden ne kadar büyük bir kısmının inançsız olduğunun (en azından yakınları tarafından) bilindiği hakkında en ufak bir fikri olan hiç kimse tarafından da öne sürülebilecek bir iddia değildir.
Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.