Evrenin büyüklüğü ve hayatın anlamı üzerine düşünebilecek zekaya evrilmiş tek canlının eş
seçiminde doğadaki herhangi bir memelinin kriterlerine sahip olması ironiktir.
Ronald Giphart, çağımızda insanların kendi eliyle oluşturduğu imaj ile sahip oldukları özellikler arasındaki görünüş farkının biyolojik bir uyumsuzluk yarattığını ve bu sebeple milyonlarca yıldır güvenilir olan içgüdülerimizle sık sık ters düşmek nedeniyle güvensizlik yaşamaya başladığımızı söyler.
Giphart şöyle der: "Evrim, erkek ve dişinin
cinsel partner olarak birbirlerini tamamlayacak genlere sahip oldukları takdirde birbirlerini çekici bulmalarını sağlamıştır."
Bizler de güç, sağlık, doğurganlık gibi pek çok faktöre bağlıyız. Farkında olmasak da içgüdüsel olarak gelecek neslin hayatta kalacağı kararlar vermeye çalışıyoruz. Ancak hayvanlar için net kuralların işlediği bu düzende insanın kafası inanılmaz derece karışıktır. Modern toplum ve çok kalabalık bir nüfus içindeki karmaşık sosyal yapılarımız, artan seçenekler, milyonlarca yeni faktör; insanı cinsel seçilim konusunda içinden net olarak çıkılamaz ve üzerine ne kadar konuşulsa da tartışmaları asla bitmeyen bir karmaşanın içine sokmuştur.