“
Siz ey imana ermiş olanlar! Malınızın mülkünüzün veya çocuklarınızın sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasına izin vermeyin: çünkü böyle davranan herkes ziyana uğrayanlardan olur!
••
İnsanın nefsi serkeş ve inatçı bir at gibidir; eğer onu terbiye ederek ehilleştirir ve dizginlerini ellerinize alıp sırtına binecek olursanız, ondan yararlanabilirsiniz ve eğer ehilleşmez de kendi istediği tarafa giderse, sizi uçurumlara sürükler...
Yoksa siz, gece boyunca |namazda| secde ederek yahut ayakta durarak kendini |Allah´a| ibadete adayan, öteki dünyayı gözeten ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse |ile kendinizi bir mi tutuyor|sunuz?"
De ki: "Hiç bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?" |Ancak| yalnızca akıl iz´an sahipleri bunun farkındadır!
Akıl bedene hâkim olur da nefsanî güdü ve eğilimleri kontrol ederse, ülkesini (bedeni) en güzel şekilde idare eder. Eğilimlerle diğer güç ve kuvvetler arasında denge kurarak, insanı Allah'a doğru hareket ettirir.
Acaba hayvanî eğilim ve istekler, o kadar kolay bir şekilde aklın hakimiyetini kabul edip onun emirleri karşısında teslim olurlar mı?! Nefsanî eğilimler, aklı saf dışı etmek için ellerinden geldiği kadar bozgunculuk yapıp fitne çıkarırlar. Bunun tek kurtuluş yolu aklı güçlendirmektir. Zira akıl ne kadar güçlü ve etkili olursa, iç düşmanları daha iyi tanır ve onları dizginlemekte daha güçlü olur. Kendi aklımızı güçlendirip sağlamlaştırmak için çaba harcamak ise bize düşer.