Erkeğin binbir güçlükle kazandığı parayı, cömertçe üstüne başına harcaması için canı gönülden karısına takdim etmeye hazır olmasının nedeni ; ruhunun kadına muhtaç olduğunu sezmesindendir, Allah Teala'nın kadını onun ruhu için huzur kaynağı kıldığını anlamış olmasındandır:
“ O sizi bir nefisten yaratan ve ondan da yanında huzur bulsun diye eşini var edendir...”
Yaratılış kanunu gurur, güzellik ve kayıtsızlığı kadına; ihtiyaç duyma, isteme, aşk ve serenadı da erkeğe vermiştir. Erkeğin fiziki gücü karşısında kadının zayıflığı bu yolla dengelenmiştir...
Sahi, kadınla erkeğin farklılıklarını birinin üstünlüğü ve diğerinin eksikliği şeklinde yorumlamaya ve neticede bazen erkeğin, bazen de kadının tarafını tutmak zorunda kalmaya ne lüzum var?!
İnsanoğlunun bugün en önemli meselesi, Kur’an‘ın da tabiriyle 'kendisini' unutmuş olmasıdır. Hem kendisini, hem Rabbini unutmuştur o. Meselenin püf noktası ise onun kendisini aşağılaması ve küçümsemesidir. Kendi içine yönelmeyi, iç dünyasına ve öz benliğine ilgi göstermeyi bir yana bırakmış ve bütün dikkatini algılanabilir maddi dünyanın üzerinde toplamıştır. Maddiyatı tatmaktan başka bir hedef görmemekte, maddeden başka bir maksat tanımamaktadır. Yaratılışı abes görmekte, kendisini inkar etmektedir; ruhunu kaybetmiş, moralini yitirmiş vaziyettedir. Bugün insanoğlunun giriftar olduğu bedbahtlıkların çoğu bu yanlış düşünce tarzından kaynaklanmaktadır.