Ne sizi tanıyasım var ne de kendimi tanıtasım geliyor. #305760478
Yeni yerler, yeni müzikler, yeni filmler, yeni kitaplar, yeni hayatlar, yeni bakış açıları keşfedin!
Sabitlenmiş gönderiyi okuyunuz.
Yoksa şiddetli düşmanlık, israf, inat ve eziyet gibi kötü bir maksadı olmaksızın bir mazlumun meşru yolla hakkını araması ve davada bulunması da haram değildir. Ancak iyisi mümkün olduğu kadar bunu da terketmektir. Çünkü karşılıklı hak davasında bulunurken dili ölçülü tutmak pek güçtür. Husumet, göğsü alevlendirir, öfkeyi kabartır. Öfke kabardığı zaman insan asıl konuyu unutur, geriye çekişenler arasında kin kalır. Hatta öyle olur ki her biri diğerinin üzüntüsüne sevinir, sevincine üzülür. Dil de çekiştiği insanın onurunu kırmada açılır, ağza gelen her şeyi söyler.
Biriyle çekişen kimse, bu tehlikelerle karşı karşıyadır.
Böyle bir kişinin içine düşeceği en basit durum, kalbinin vesveselerle karışmasıdır. Hatta namazında dahi hasmını mağlup etmenin yollarını araştırır. Hal böyle olunca durum meşru bir hakkın aranmasından çok öte bir boyut kazanır; işin sonu olmadık noktalara gider. Bunun için, çekişmeyi terketmek daha hayırlıdır.
Çünkü başkasından bir hata işiten kimsenin, onu ortaya koymaya gücü yettiği halde sabretmesi gerçekten zordur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Haklı olduğu halde mücadeleyi terkeden kimseye Allah (c.c) cennetin en yüksek yerinde bir ev inşa eder."
Bu sevabın verilmesinin sebebi, böyle bir durumda mücadeleyi terketmek nefse ağır geldiği içindir.
Mücadelenin alâmeti bir yandan hakkı beyan eder gibi yapıp diğer yandan karşı çıktığı kimseyi küçük düşürmektir. Bu sayede kişi muhatabının noksanlığını açığa vurarak kendi nefsini üstün göstermek, gayretindedir.
Hz. Ömer (r.a) şöyle der: “Şu üç şey için ilmi öğrenme:
1. İnsanlarla mücadele etmek için.
2. Övünmek için.
3. İnsanlara gösteriş için.
Şu üç şey için de ilmi terketme:
1. İlmi öğrenmekten utanarak.
2. İlmi kıymetsiz sayarak.
3. İlmin yerine cahilliğe razı olarak.”