"İsimlerin bir gücü ve sihri var. Sevilenin adını bir kağıtta yazılı gördüğümüzde bile içimizin titremesi bundan. Heceler ağzımızdan çıkarken yüreğimizin de peşinden gelmesi bundan."
" Sahi, neden anlattırıyordu bütün bunları Gülendam? Kendi gözüyle gördüğünü bir de Mert'in gözünden görmek, ağzından dinlemek niye böylesi yakıcı bir ihtiyaçtı?"
"Şüphesiz gören gözler için her şey bir işaret, her karşılama bir tabir edilmesi gereken bir rüya idi. Vapurda Mert'le ilgili iyi kötü bir karara varmışken, ama ta Mert'in adını içinden geçirirken bir gencin gitarla çalmaya başladığı şarkı bir işaretti, işyerinde Figen'in baktığı kahve falında gördüğü R ve E harfleri bir işaretti, akşam eve dönerken ağaç dalında fark ettiği, gördüğüne inanamadığı için dönüp dönüp bir kez daha baktığı mavi muhabbet kuşu bir işaretti; her şey her şey mealini bekleyen bir işaretti... "
"Beklemenin, sabretmenin hazları vardı. Bunu biliyordu. Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara, güneşte esneyen bir kedi gibi acelesiz tecrübe edilmesi gereken şeyler vardı.