Fakat insan hercai, bir dalda durmaz bir yaratıktır ve belki de satranç oyuncuları gibi gayeyi değil, gayeye giden yolu sever. Kim bilir (emin olamayız tabii) belki de insanların yeryüzünde ulaşmaya çalıştığı tek gaye, bu gayeye ulaşma yolundaki daimi çaba, başka bir deyişle hayatın ta kendisidir, yani iki kere iki dört cinsinden bir formül olan gaye değildir; zaten iki kere iki dört, hayat değildir baylar, ölümün başlangıcıdır. Hiç değilse insan, bu iki kere ikiden daima ülkmüştür; ben hala ürküyorum. İnsan bütün ömrünü iki kere iki peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, hayatını harcar, fakat yemin ederim, arayıp gerçekten elde etmekten korkar. Çünkü onu bulur bulmaz artık erişecek şeyi kalmayacağını bilmektedir.
Uzun süredir bu uygulamayı kullanıyor olsamda inceleme yazma cesaretini kendimde bulamamıştım. Sosyal fobimi yenme adına bir adım attım.
-Körlük
Jose Saramagonun okuduğum ilk kitabıydı. Yazı dili oldukça akıcı, virgülleri kullanımı oldukça fazla olsa da benim açımdan okuması yorucu bir kitap değildi. Konuya gelecek olursak, ismi bilinmeyen bir ülkede beyaz körlük olarak adlandırılan bir salgın ortaya çıkar. Zamanla kitaptan öğrendiğimiz kadarı ile gören bir kişi hariç herkes kör olur. Deyim yerindeyse dünya durur. Böyle bir senaryo da hayatta kalma çabaları, yaşadıkları sefalet ile birlikte gittikçe hayvanlaşmaya başlayan insanlara dönüşmeye başlarlar.Bazı kısımları okumak gerçekten zorluydu. Kendimi onların yerine koyup ben ne yapardım diye düşündüm sıkça.
Düşündüren ve bakış açınıza çok şey katacağına inandığım bir kitap. Aynı yazarın "Görmek" isimli kitabını da okunacaklar listeme şimdiden ekledim bile.
José SaramagoGörmek