Yıldızlar parladığında göz kapaklarının ardında, adımlarımı daha sessiz atacağım meysra ve 9 kuyruklu bir tilkinin izinden girip koynuna, ay gibi parlayan göğüslerinin arasında siyaha çalan üzüm bahçeleri yeşerteceğim. Yüzünde bir çocuğun saf duygularıyla meysra, avuçladığında gökyüzünü, bir kaç galaksiyi parmağına, o güzelim boynuna ve ruhuna uygun değerli gezegenlerle süslenmiş 3 yüzüğe çevireceğim. Sıradan bedenlere hapsolmuş bizler bir kaç günahkarız meysra parlat ruhlarımızı, kutsa bizi, tanrıya layık birer elma olana kadar kulak mememizi em ve büyülü sözcüklerle fısılda. U-Y-U. Mavi turuncu beyaz senin rengin meysra, ben gecenin bir yarısı, ince kara yılanların başında avlanan bir baykuş kılığında cin, ben şeytanın saf öfkeden yapılmış yelpazesi, ben anarşinin ta kendisiyim. Sen şimdi derin uykunun en leziz kısımlarında, 6 aylık bir bebeğin yumuşak teninde, çimlerin üstünde ve hafif yağmur esintisinde, uyu. Meysra.