Kendini bana ver sevgilim kavuştuğumuzda, her şeyinle, her şeyinle. Tüm kutsal şeyleri, başkalarından saklanmış olanları, özgürce bana vermelisin. Bedeninin ve ruhunun efendisi olayım.
O tatlı yaz akşamlarında ilk kez usulca bana geldiğinde, ruhum güzeldi ama bu bir incinin soluk, tutkusuz güzelliğiydi. Sevgin bana geçti. Şimdi bir opal gibi hissediyorum kafamı, yani açıklı koyulu belirsiz garip renklerle, sıcak ışıklarla, gelip geçen gölgelerle ve kırık müziklerle dolu.
Sonra sen geldin. Sen, benim düşlediğim ve şu anda bu kadar büyüleyici bulduğun şiirleri yazdığım kız değildin. O belki de -benim düşlediğim haliyle- kendinden önce gelen kuşakların kültürüyle, tuhaf ağır bir güzelliğe bürünmüş bir kızdı; "Kibar Hanımefendi" ya da "Gecenin Kabuğuna Yaslamışsın" gibi şiirleri yazdığım kız. Ama sonra ruhunun güzelliğinin, şiirleriminkini gölgede bıraktığını gördüm. Sende o dizelere döktüğüm her şeyden, daha yüce bir şey vardı. Ve işte bu yüzden, kitaptaki şiirler senin içindir. Gençliğimin arzusunu taşıyorlar ve sen sevgilim, bu arzunun gerçekleşmesiydin.