En umutsuz olduğumuz an, çoğu zaman gerçeği gördüğümüz andır.Her şey kötü gittiğinde, değişimin gerçekleşebilmesi için dibe vurmamız gerekir. Çıkış yolunu bulabilmek için bazen kendimizi tuzağa düşmüş gibi hissetmemiz gerekir. Kendimizle güpegündüz, ferah bir ortamda yüzleşemeyiz.
Sigaranın o kadar sevilmesi , nikotinin gücünden değil, bu boş ve anlamsız alemde,insana anlamlı bir şey yaptığı duygusunu kolaylıkla vermesindendir, diye düşünürüm bazan
O zaman anlamış bütün gerçeği;ne yürüyormuş ,ne duruyor.Yürüyorum dediği,durmanın ta kendisiymiş.Düş gibi bir şey yani...Koşarsın koşarsın da varamazsın hani;içindeki umut,varamadığın kadar büyür.Sen bakarsın ışıltıyla.İleriye uzanırsın(uzanmak istiyorsun yalnızca),uzandıkça da kolların uzar babam uzar...Gene de boşluğu avuçlarsın hep;düşünü düş yapan boşluğu...