Bundan 4 yıl önceye kadar kendinden emin, bilmiş bilmiş konuşmalarım olurdu. Hep bir akıl çerçevesinde, kendi aklımca tabii. O hallerimi özlediğimi fark ettim az önce. Hani belki o kadar kesin konuşmamalıydım X bir konuda ve 2 yıl sonra keşke öyle savunmasaydım şu fikri bu fikri diye hayıflanmalarım olacaktı ama olsun be! Cidden olsun. Şu ana baktığımda zaman içinde gittikçe sessizleştiğimi görüyorum. Bazen konuşamıyorum da sanki. Ne diyeceğimi bilmiyorum daha çok. İçime gömülüyorum. Daha doğru veya daha olgun bir yaklaşım olmasından çok ben bu durumdan ızdırap duyuyorum. Ben bu kadar sessiz değildim. Bu kadar nötr değil. Bu kadar ifadesiz değil. Silik hissettiriyor, yokmuşum gibi. Düşünüyorum evet ama var hissedemiyorum. O kadar düşünüyorum ki var olamıyorum çünkü.
Beni ölmüş say dediğim çocuk adamın hayatımızın geri kalanında belki de hiç birbirimizi görmeyeceğiz diyerek son kez görüşmek istemesi…Kendi içimden yineliyorum: Beni ölmüş say.
Belki şu an yanında elini tutan biri yok ama güven bana, elinin üzerine sıkı sıkıya tutunmuş seni seven birçok minik canlı var. Dudaklarının çevresinde yaşayan ve teknik anlamda sürekli seni öper pozisyonda olanlardan bahsetmiyorum bile.