Akşam üzeri. Otobüs yine tıklım tıklım.
Kimsenin göz göze gelmediği,
ama herkesin birbirini fark ettiği o sessizlik var içeride.
Bir yanda telefona gömülmüş insanlar,
diğer yanda camdan dışarıya bakıp kendi içine dönenler.
Ben onlardan biriyim.
Her koltukta bir hayat var.
Her yüz bir hikâye.
Yanımda oturan yaşlı adamın avuçlarında yorgunluk çizgileri…
İleride ayakta duran genç kızın gözlerinde eksik kalmış bir cümle…
Ve arka sıralarda uyuklayan çocuk, belki bir düşte, belki bir özlemde...
Otobüs ilerliyor.
Sokak lambaları birer birer yanarken,
şehir yavaşça akşamı giyiyor üzerine.
Ve ben, kalabalığın içinde en sessiz yerimi bulmuş gibiyim.
Camdan dışarı bakarken
bir sokakta çocuklar top oynuyor,
bir bakkal kepenk indiriyor,
bir anne market poşetleriyle evine yetişmeye çalışıyor.
Eve gidiş sadece bir yol değil.
Bir düşün dönüşü.
Bir günün hesabı.
Bir yarının sessiz planı.
Ve bazen, böyle anlarda fark ediyorsun;
herkesin yükü var, ama herkes taşımaya devam ediyor.
Otobüs bir durakta daha duruyor,