Bazen hiçbir yere gitmeden uzun yollar yürür insan.
Görünmez adımlarla, kimselerin bilmediği bir istikamete…
Bir içe doğru yürüyüş bu.
Ne bavul gerek, ne pasaport.
Yalnızca biraz cesaret…
Çünkü insan, kendine gitmekten en çok korkar aslında.
İçsel yolculuk dediğimiz şey,
biraz sessizlikte boğulmak,
biraz gürültünün içinde kendini duymaya çalışmaktır.
Eski defterleri açar gibi,
bir bir geçmişin tozunu silmek,
kimi zaman gözyaşıyla, kimi zaman gülümsemeyle yüzleşmektir.
Kendi karanlığından geçmeden,
ışığı fark edemezsin.
Kendini görmeden, başkasını anlayamazsın.
Ve bir gün anlarsın ki;
bütün arayış, bütün yollar,
hep sana çıkıyor.
Bir iç yolculuk,
varmayı değil, fark etmeyi öğretir.
Çünkü bazen mesele gitmek değil,
nerede durduğunu bilmektir.