“Neden ben” diye sormamak kolay değildi, ama artık zor bir gerçeği anlamaya başlamıştı; bir şeyin bir nedeni olabilirdi ama, bu amacı olmasıyla aynı şey değildi.
“Kendini nasıl tarif edeceğini bilmeyen, topluluk içinde işlerin nasıl yürüdüğünü bilmeyen, ‘durumun’ ne olduğundan haberdar olmayan her topluluğun başı dertte demektir.”
En küçük ünlü olma olasılığının mahremiyetten vazgeçmeye değer olduğunu herkes öğrenmişti, ancak mahremiyetini koruyan bir bireyin gerçekten özerk ve özgür olduğu düşüncesi televizyon dalgalarının statiğinde kaybolup gitmişti.
Âşık olmak için bir yaratığın kalbi olmalıdır, ruh
dediğimiz şeyden de olmalıdır onda ve biz insanların ‘karakter’ diye nitelendirdiği bir grup özelliğe de sahip olmalıdır muhakkak.