Kalbimi hüzne boğan Proust.
Kaybolmayan Zaman için büyük mücadelesine ışık tutan biricik Albaret proust'un son yıllarını anlatıyor
Severek okudum, tavsiye ederim.
Çok üzgünüm ama bitti.
Yaklaşık bir yıldır beraber yaşadığım karakterlere de veda ettim.
Ama içimde bir proust egemenliği kuruldu. Ona dair ne varsa, onun üzerine ne yazılmamışsa elimden geldikçe hepsini okumaya çalışacağım.
Proust bana çok sey öğretti:
bildiğim ama hiç açmadığım kapıları açmama yardım etti, kendimi izlemeyi, kalbimin derinliklerine inmeyi, ağlamayı ve gülmeyi. yani kısacası sevgiyi ve sevginin büyüyerek yarattığı oluşumların muaazam atmosferini görmemi sağladı.
Proust'un kalemi bana, dünyanın neresinde olursan ol, duygunun asla değişmediği, sadece Kelimelerin değiştiğini öğretti.
Bugün'ün içinde dünün kokusu, yarın da ise bugünün büyüsünü,
En basit eylem yoluyla örneğin;Bir ayakkabı Bağcığından, bir yemeğin tadında veya bir bahar günün oluşturduğu "an" zihninin arka odalarını girip geçmişinden bir görüntü sunabildigini
geçmişin kendini sonsuza dek yaşattığını Doğanın içinde sanat var, bu sanatı benimsediğimde ise içimde eksik kalan binlerce parçann büyüdüğünü
öğretti bana.
Ve anlatarak bitiremeyecegimi bildiğim bir çok şeyi...
Yani İçimin boşluklarında oluşan bir çok "Neden" yaralarını iyileştirdi.
Şiddetle tavsiye ederim,lütfen eseri okuyun
Teşekkür ederim Proust.
"Öldüğüm vakit Küçük Marcel'i hatırlayın, zira bir daha onun gibisini bulamayacaksınız," derdi. -Celestre-
artık insan bana iyi gelmiyor
artık insan bize iyi gelmiyor diyerek
beraber havalandığımız göğü
tek başına ve hiçbir yere değmeden düşmek
düşmek nefisti sevgilim
yere ilk indiğimde
bir ağacı sallar gibi salladılar beni
yere ilk indiğimde
şimdi ben neyin yanındayım dedim
ne benim yanımda
Çehov'u okuyup, onu benimsemeyen veya içleştirmeyen birine rastlamadım hiç.
Benim için bu güzel yolculuğun başını, Köpeğiyle Dolaşan Kadın" eseri çekiyor. Şimdi ise "Altıncı Koğuş" ve çok çok iyiydi
Çok uzatmadan, Üstad'ın cümlesi ile bitiriyorum;
" Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o da bir deli! "
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Birbirinden güzel hikayeleri bir arada görmeyi özlemişim sanırım. O kadar iyi geldi ki anlatamam.
Dostoyevski'nin; hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" demesi asla boşuna edilmiş bir laf değil.
Gogol'un bilgisi, zengin dili ruhunu alıp mekanlarda gezdiriyor,
Havaların ısındığı bu günlerde soğuk Rusya sokaklarını, sınıfları, emeği, sanatı iştihamlı baloları ve birbirinden güzel tabloları, sunduğun için teşekkürler Gogol.