Bugün uygar(?) dünyanın herhangi bir yerinde yaptığımız geleneksel bir eylem/davranışın binlerce yıl öncesine giden bir geçmişi bulunmaktadır. Ne seçimlerimiz ne de davranışlarımız bize aittir, onların hepsi bize dil yoluyla dikte edilen kültürel göstergelerdir.
İnsan türünün yaşam yolculuğu hayvan olmaktan, insan olmaya doğrudur. İnsanın unutmak istediği, bildiğidir. Bir zamanlar hayvan oluşudur. Hakikat ve unutmanın iç içe geçmiş formudur insan. Bir yandan hakikat özlemiyle hareket ederken diğer yandan unutmak ister.
Diller, mitler anlatmak için doğdu.
Bu yüzden dünyanın bütün dilleri bu karmaşık mitlerin aktarılabileceği kadar komplekstir. Dünyanın hiçbir toplumunda basit bir dilin olmaması bunun kanıtıdır.
Okuduğum tüm romanlar arasında 1. sıraya yerleşen roman; Uyuyan Adam'ın ta kendisi! Romanın neresinden tutsanız elinizde kalmasının mümkünatı yok. Kim okursa okusun, kitabın içinde kendinizden bulacağınız en ufak parçada bile acı bir tebessümle bakacaksınız. İçinizde bastırdığınız o duyguları sert gerçeklikle, yalın bir anlatımla suratınıza vuran o mükemmel kitap, bu kitap.
Sayın Georges Perec,
Ölmedim, Delirmedim!