Randolph Carter

Randolph Carter
@Randolph
11.10.2020 | 18.32 Her şeyin süresi göz kırpmak kadar kısadır.
Asur'lulardan kalan yazılı belgelerde, bazı Hatti kentlerini kadınların yönettiğini görüyoruz. Bu Kraliçelerin o çağda egemenliklerini yürütebilmeleri, Ana Tanrıça Kibele inancı ve kültürü sayesinde olmuştur. O dönemde, bir kadın yöneticinin hüküm sürdüğü başka bir yer görülmemiştir. "O tarihlerden 2500 yıl sonrasına kadar, hiçbir kadın yönetici veya kraliçe adına rastlanmamıştır."
Sayfa 91 - AKY yayınları
Edebiyat
Reklam
İlginç.
Luvi dilinde "Arta", Akarsu anlamına gelir, "Mis" ise Tanrıça anlamına gelir. Bu iki sözcüğün birleşiminden Artemis adı meydana gelmiştir. Artemis adı da Anadolu'nun bilinen en eski dili olan "Luvi" dilindendir. Sadece burada anlamı vardır. Grekçe ile hiçbir ilgisi yoktur. Grekçe anlamı da yoktur. "Luvi dili 1946'larda keşfedilmiştir." ve kısmen çözülmüştür.
Sayfa 61 - AKY yayınları
1000Kitap
...Romalılar kurtarıcı Kibele'ye çok büyük saygı gösterdiler ve O'na "Mater Deum Magna" adını verdiler. Bu Tanrıçaların Büyük Anası demekti. Romanın koruyucusu olarak başında şehir surlarını temsil eden bir kule taşır şekilde gösterilir. Ana Tanrıça aynı zamanda yeryüzüdür, şehir surları ve kuleler yeryüzüne dikilir. Onun için başında sur ve kuleleri taşır haldedir. Bu şekilde MaterTuritta yani Kuleli Ana da denilmiştir. Kral taçları buradan gelir.
Sayfa 52 - AKY yayınları
1000Kitap
"13" Sayısının Batı'da Uğursuz Sayılması.
Bazı eski ilk çağ dinlerinde her yıl Ana Tanrıça'ya eş seçilen ve Tanrı kabul edilen, bütün bir yıl boyunca tanrı olarak keyif süren bu genç erkeğin yılın sonunda kadınlar tarafından parçalanarak öldürülmesi ve yenmesi adeti vardı. Bu olay eski çağ toplumlarında yılın bitimi olan on üçüncü ayın son günü olurdu. O zaman bir yıl dörder haftalık on üç aydan oluşuyordu. On üçüncü ayın son günü Tanrının parçalanarak kadınlar tarafından yenmesi olayı, bugün Batılılar tarafından kabul edilen on üç sayısının uğursuzluğunun kaynağı olmalıdır.
Sayfa 42 - AKY yayınları
1000Kitap
Kazı bilim çalışmalarında Anadolu'da en yaygın olarak bulunan şey Ana Tanrıça yontularıdır. Bu heykelciklerde Ana Tanrıça daima çıplak, çok defalar da doğum esnasında gösterilmiştir. Kadınların doğuma, yani kendilerine benzer bir canlıyı dünyaya getirebilme yeteneklerini, sonra da ürettikleri sütle onu besleyip büyütme yeteneklerini kutsal kabul etmişlerdir. Erkeğin bu işteki rolü ise pek önemsenmemiştir.
Sayfa 22 - AKY yayınları
1000Kitap