Gece, göğün içinden usulca yürüdüm sana.
Adını bir suya söyledim — Mine,
su sustu.
Yalnız kalmak ne demek,
bir yıldızın düştüğü yerden öğrendim.
Gök, siyah bir mendil gibi açıldı üstüme,
her dikişinde senden bir parıltı vardı.
Bir rüzgâr geçti,
“kimdi?” dedim,
adını söyledi tekrar, Mine.
Senin ellerin hâlâ orada,
karanlığın içinde bir ışık gibi.
Ben göğe baktım,
o bana seni gösterdi —
ve sustu.
Şimdi gece, seni saklıyor yine,
bir taşın altında mavi bir su gibi,
ben o suyun başında
adı Mine olan bir sessizliği dinliyorum.
“ Öyle çok düşledim ki seni, artık yitirmektesin gerçekliğini.
Öyle çok düşledim ki seni, hayalinde öyle çok yürüdüm, konuştum.
Gölgeden yüz kere daha gölge, yaşamının güneş saatinde sevinçle dolaşan ve dolaşacak bir gölge olmaktan başka bir şey kalmadı bana. ”
[R. Desnos]
Ateşler içinde kıvranır
Titrer nârı beden
Baş ucunda adının leyâli
Melâli sızı nur ile Mineli
Gök yarıldı
Kandiller aktı saçlarıma
Bir adın kaldı
Geriye
Sızı