Kavga insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasında. Rüyaları o bayraklaştırıyor. Yığınlar onun için yaşıyor, onun için dövüşüyor, onun için ölüyorlar... mukaddeslerin rengine bürünen bir bukalemun kelime, semavi kitapların şeytanı.
Kalbini feraha
Ufkunu felaha götür
Burası dünya sürgünü
Visal de
Vuslat da ahir'de
Hicran döküldü göğe
Sızı iplik iplik
Yaşamak firak
Ölüm visaldir
Ne şüphe
Ben hasta bir çocuğum
Sancım büyüktür değmeyin
Yitirdiğim bir düştür, bin bir gece uykulara sığmayan
Dokunsan uyanır
Tutmak istersen, kül olur kanatları
Avuçlarında bir kelebeğin
Ahmet Uluçay
Kötülüğün sel olup aktığı bu kup kuru vadiye astın yetimini
Biliyorum, kolay değildi yârin yıldız ışığına dokunmak
Mavilere açmak gönül tezgahını kolay değil
Biliyorum
Biliyordum seferine yoldaşlık büyük imtihan
Dua dedim de tutundum kanatlarına
Sen dedim
Sen toprağıma baharın merhameti
Sen izahı olmayan
Sen ilahiden olan
Sen cümle yetimin annesi
Sen dedimse geceye gündüze rahmet
Ben seni sevdim
Seni sevdim
Ben göğsü Mine çiçekleri ile nasipli
Kalbi Yokluğunla dağlı
Kabarcıklarına şiir döken
Sızısı arşa ilişen derviş
Ben ki Seni ahire Visal diye yazan
Eyy dost sevgili
Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok
Dil hicabından lal olmalı seni anarken
Ey benim tabibim, tacidarım
Gündönümüdür ben seni bekliyorum
Bahaettin Karakoç