Ali Osman Bulut

Ali Osman Bulut
@Raskolniko
İletişim sosyolojisi ve Etnografi Kent ve birey Kitap, doğa, sinema ve fotoğraf
Doktora
İstanbul
İstanbul
44 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Der Ahmedim
Bir kaçıncı bahara kalmıştır vuslat Kalbim, bu zulümlü sevda, Kar altındadır.
Reklam
demdir bu
Demdir bu, göğsümde yankılanan sesi minareye asmanın demidir. Mine… Adın, sabaha değmeden gecenin alnına sürülmüş bir mühür. Açıldıkça içim, bir ezan gibi çoğalıyor sızım. Demdir bu, suskunluğu ateşe vermenin; kelimeleri kül edip adını kor gibi saklamanın demidir. Bir sela dolaşıyor damarlarımda, her hecesi senden. Göğe yükseldikçe yeryüzü biraz daha yetim. Demdir bu, ağıdı ezanla karıştırmanın; hem çağırıp hem uğurlamanın demidir.
Korkunç şey vaktin ger merhalesini kuşatan özlemini taşımak. Şahlanır saplanır göğsümün göğüne eksilmeden.
Çerkes çiçeği
Filiz verdi ruhum, nice keşkeyi Sen ise aynalara borçlusun bir yüzleşmeyi. Akmıyor gibi zaman, helalinden Dokunmadan çok eskittik, birbirimizi. Eskidim, yüzümün yarısı kaldı güneşte Diğer yarısı küf kokan kilitlerde Anahtarı, tek bildiğim yerde Sol cebinde. Sahibi nicedir yok yerinde. Bir omzun vahye dönük, sevgili Diğeri sarayın gölgesinde. Asa hangi elinde Bilirsin Lakin deniz kapanırken, tereddüttesin. Kaldır şu zalim şüpheyi göğsümdem Dök ellerime saçlarında yeşeren Çerkes çiçeklerini
Yitişin felaketidir ömrün Gözlerini çektin göğümden, ve gök, secdesini unuttu. Zaman, kalbimin eşiğinde yetim bir saat gibi ağlıyor şimdi Adını anınca dilimdeki harfler tövbe oluyor, çünkü sen gidince dua bile yolunu şaşırıyor Allah’a. Ben seni kaderin en karanlık ayetine yazdım, her okuduğumda bir ömür daha eksiliyor içimden. Yokluğun, rahmetle azap arasında asılı bir kapı; çaldıkça ben, açılan hep biraz daha yalnızlık oluyor. Ömrüm, senin gidişine tutulmuş bir oruç artık: ne sabahı doyuruyor ışık, ne gecemi kurtarıyor secde.
Reklam