Ali Osman Bulut

Ali Osman Bulut
@Raskolniko
İletişim sosyolojisi ve Etnografi Kent ve birey Kitap, doğa, sinema ve fotoğraf
Doktora
İstanbul
İstanbul
44 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Adım at İzlerinle yeşersin kuruyan şehirler Emetin, mevsimin kışı Üşür umudun müjdesine asılı düşler Emanetin, hazan hasret Kalbin elem günleri Varlığına şehadet nasibi cümle kulun Bize düşen yoluna elham çekmek Bir çerkes çiçeğine kandil yakmak
Reklam
İçimden bir ülke sürgün edildi Ne haritada yeri var Ne pasaportta Sadece secdede hatırlanan Bir eski hakikat Ben hâlâ inanıyorum Bir şey kırılmadıysa Maviye Mineli umudumuzdur
Varlığın ise haktır gönlüme elham
Dövüldü sözcüklerimin çeliği har ateşlerde Sen uzağı yurt Sükûtu şiar edindiğinden beri batıdan doğdu güneş Biz Bedir’de sayıyı unutanlardanız Azlığın rahmet, çokluğun imtihan olduğunu bilir Umudu göğün mavisine Mine'leriz Kelimelerimiz Uhud yokuşunda yaralı Sırtı dönük dünyaya Bir çağ sustu adımızı anmaktan Minareler gölgesini kaybetti akşamlarda Takvimler Hicret’i unuttu Zaman, Mekke ile Medine arasına sıkıştı Ben kalbimi secdede bıraktım Kılıç paslandı, niyet paslanmadı Çünkü biz hâlâ Sürgünü vatan bilen Kıbleyi şaşsa da kalbi şaşmayanlardanız Ve bilirim Güneş bir gün yine doğudan doğacak Çünkü zulüm bir vakittir Uzaklığın vaktin parçası Varlığın ise haktır gönlüme elham
Deverederken sene
Korkunç şey miras bıraktığın hasret, bir eşyaya benziyor artık yerini biliyorum ama dokunamıyorum. Gittiğin değil, bende bıraktığın eksik büyüyor. Sesin yok— ama sessizliğin her yere sığmıyor. Adın, geceyle aramda bir mesafe; yaklaşsam kanıyor, uzak dursam çoğalıyor. Ben seni unutmayı değil, taşımayı öğreniyorum.
Reklam