Usulca fısıldar kulağımıza içimizdeki şeytan;
''Kötülük iyilikten her zaman daha dürüsttür. kötülüğün doğasıdır dürüstlük, kimse mahsuscuktan kötülük yapmaz, işte bu yüzden bütün günahlarımız masumdur.''
Bu eser toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" göstermektedir.
Hikayesi itibari ile oldukça sade ve etkili. Karakterlerin birbirleriyle ve içlerindeki seslerin mantıklarıyla monolog halinde olması kitabı sürükleyici hale getirmekte...
Kısaca hikayesinden bahsetmek gerekirse; 1940'larda ki modern kent kişiliklerini ve aydın kesimle beraber geleneklerin de çevrelediği hayatları anlatmakta. Buna rağmen insani duyguların ön planda olduğu ve kitapta ki karakterler gibi okura da sirayet eden içimizdeki kötülüklerle yüzleşmemizi sağlayan güzel ve çarpıcı bir eser..