Muhakkak ki, ölüm tehlikesiyle, korku ve açlıkla, mal, can ve ürünlerin eksiltilmesiyle sizi sınayacağız. Ama zorluklara karşı sabredip sebat ve dayanıklılık gösterenlere iyi haberler müjdele.” (2 Bakara 155)
–McConnor artık tümüyle farklı bir kişiliğe bürünmüştü. Yüzü alnındaki saçlara kadar kıpkırmızı kesilmiş, burun delikleri de içten gelen basınçla iyice gerilmiş olarak gözle görülür şekilde terlemekteydi, ısırmakta olduğu dudaklarından başlayan bir kırışık, keskin bir çizgiyle savaşırcasına öne uzanmış olan çenesine doğru iniyordu. Kapıldığım tedirginlik içerisinde, gözlerinde o engellenemeyen tutkunun parıltılarını yakaladım; bu tutku, yalnızca rulet masasında, altıncı veya yedinci kez ve her defasında bahis ikiye katlanarak oyuna girilmesinden sonra beklenen rengin hâlâ gelmemesi durumunda insanları pençesine alan tutkuydu. O anda biliyordum ki, kazanma hırsıyla yanıp tutuşan bu çılgın, bütün servetine mal olsa bile, bir kez olsun tek bir parti kazanıncaya kadar oynayacak, oynayacak, oynayacaktı ve bazen ortadaki parayla yetinecek bazen de miktarı iki katına yükseltecekti. Czentovic dayanabildiği takdirde, McConnor'ın şahsında Buenos Aires'e kadarki yolculuk sırasında birkaç bin dolar küreleyebileceği bir altın madeni bulmuş sayılırdı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun uzun burnumu çektim. "Önemi yok, onu öldüreceğim!" "Ne diyorsun sen küçük; babanı mı öldüreceksin?" "Evet yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bi gün büsbütün ölecek." "Bu küçücük kafada ne büyük bir hayal gücü!"
"Daha çok anlat," dedim. "Hoşuna gidiyor mu?" "Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konusurdum." "Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?" "Gider gibi yaparız."
“Portuga!”
“Hımm…”
“Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?”
“Neden?”
“Çünkü dünyanın en iyi insanısın.
Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve ‘günışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu’ hissediyorum.”