Kadınları görünür kılan bir kadın sembolü olan Latife, geri kalan yıllarında görünmez kadın olarak yaşadı. Türkiye’de yapabileceği onca şey varken ona biçilen rol sessiz ve işlevsiz bir hayattı. Sahneden çekilmişti, ama kulisleri izliyordu. Kendi ifadesine göre, “Cemiyet hayatında işgal ettiği mevkiye veda etmemişti."
Latife Hanımefendi pek müstesna meziyetlere sahiptir. Avrupa’nın her tarafını gezmiş, görmüş, anlayarak tanımıştır. Fransız, İngiliz, Alman dillerini gayet iyi bilmektedir. Musikide de büyük bilgisi vardır.
Türkçeyi pek iyi yazar. Latife Hanımefendi’yi tanıyanlar, zekâsı, azim ve iradesi hakkında pek takdirkâr lisan kullanmakta, pek ateşli bir vatanperver olduğunu söylemektedirler.
İzmir'de o dönem kadınlar, sokakta giydikleri ayakkabıların renkleriyle ayrılıyorlardı. Sarı renk Türklere, kırmızı Ermenilere, siyah Rumlara, mavi de Musevilere özeldi.