Bir çamaşır dolabını hiç kimse onun gibi kusursuz yerleştiremezdi. Hele eli altında bir köle bulunması, ona emirler verebilmesi, istediklerini ona sanatsal biçimde yaptırabilmesi... İşte bu, onun gözünde kudretin ta kendisiydi. Kendine hazırladığı o küçük yerin kraliçesiydi o. Kendi ülkesinde kimse ondan bir şey bekleyemezdi.