Bilenler bilir karaciğer kendini tedavi edebilme mekanizması ile çok zor belirti veren bir organdır. Ve eğerki belirti vermeye başlıyorsa o karaciğer bitmiştir artık.
Biz sanarız ki karaciğerin geç belirti vermesi nedeni ile hiç bir sorun yok herşey yolunda akıyor yaşıyoruz bir sorun yok…
İşte şu son 2 gün ki olaylar o karaciğerin verdiği geri dönülmez belirtiler oldu. Olanca çürümeye anlamsız boş çelişkilere kutuplaşmalara karşı halkımız aşılı vs sanıyorduk oysaki cepten yiyormuşuz. Karaciğerin yaradılışsal avantajları imiş..
Artık zincir koptu gibi geliyor bana Allah sonumuzu hayretsin…
Okültizm (Gizli İlimler) Nazilerin iktidara gelmesinde çok önemli bir rol oynamıştı, fakat yakın zamana kadar Nazizmin bu yönü tarihçiler tarafından ya hiç bilinmemiş ya da görmezden gelinmişti
Huxley’in bu çalışması bir kitap değil, aslında bir "en büyük ortak bölen" bulma işlemi. Dünyadaki tüm o karmaşık inanç sistemlerinin, dogmaların ve kültürel tortuların altındaki o sade rakamı, yani hakikati çekip çıkarmış. Geri kalan her şey; yani şekilsel tartışmalar, kurumsal yapılar ve tarihsel anlatılar benim gözümde koca bir zırvalık.
Mesele tamamen birleme üzerine kurulu. Huxley, insanın kendi özüyle o mutlak olan arasındaki mesafenin bir illüzyon olduğunu hatırlatanları bir sıraya dizmiş. Analizine başladığımda gördüğüm ilk şey, evrensel bir denklemin sağlamasıdır: "O, sensin." Eğer bu temel aksiyomu kabul etmiyorsan, hayatın boyunca sadece değişkenlerle uğraşır, asla sonuca ulaşamazsın.
Matematiksel bir netlikle konuşalım; her inanç sistemi bir fonksiyon ise, bu kitabın işaret ettiği "Kadim Felsefe" o fonksiyonun çıktığı kaynaktır. Değişen sadece katsayılar ve dil; özdeki sabit sayı hep aynı. Huxley, farklı coğrafyalardan gelen o kadim seslerin nasıl aynı noktada birleştiğini göstererek aslında zihinsel bir tasfiyeye gidiyor.
Buradaki strateji, egoyu yani o sahte "ben" katsayısını sıfıra yaklaştırmaktır. Ego devreden çıktığında, geriye kalan sadece o Tek olanın tezahürüdür. "Aşağısı yukarısı gibidir" prensibi burada da işler; insanın içindeki derinlik, makro kozmosun o devasa boşluğuyla aynı geometrik nizamın parçasıdır.
Laf kalabalığına gerek yok. Bu eser, ruhun aslına rücu etme haritasıdır. Eğer bu haritayı okuyamıyorsan, zihnindeki gürültüden kurtulamamışsın demektir. Kahveni yudumla ve düşün: Çoklukta boğulmak mı, yoksa o tekil hakikate sadeleşmek mi? Seçim, denklemi kurana ait.