Objektivist Laz

Objektivist Laz
@Rationale_Liberte
Veri Analiz Uzmanı/ Özel Matematik Öğretmeni/ Pot.Akademisyen
Yüksek Lisans
Ordu
Arhavi
199 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
Her zaman olduğu gibi, en iyinin yozlaşması, en kötüsüdür.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·96 syf.··
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 12:38
Kybalion’u elime aldığımda, karşımda bir "kişisel gelişim" zırvalığı değil, evrenin işletim sistemini anlatan ham bir algoritma görüyorum. Üç İnisiye maskesinin arkasında saklanan o kadim ses, aslında bize tek bir şeyi fısıldıyor: Evren, devasa bir zihinsel kurgudan, bir illüzyondan ibarettir. Bu kitabı okurken sayfaları değil, kendi zihnimi temize çekiyorum. Yedi Prensip dedikleri şey, aslında varlığın matematiksel aksiyomlarıdır. "Zihinsellik" ilkesiyle başlıyorlar; yani "Her şey Zihindir". Bu, Vahdet-i Vücut hakikatine giden yolun ilk basamağıdır. Eğer her şey O’nun zihnindeki bir tasavvursa, dışarıda "başka" bir şey aramak sadece vakit kaybıdır. Her şey O’nun bir tezahürüdür. "Aşağısı yukarısı gibidir" düsturu, benim için geometrideki benzerlik teoreminden farksız. Bir atomun çekirdeğindeki nizam neyse, galaksilerin dönüşündeki sır da odur. Bu, parçada bütünü görme, yani bir birleme sanatıdır. Denklemin bir tarafını çözdüğünde, bütüne dair hakikat kendiliğinden ortaya çıkar. Kutupluluk ve Ritim ilkelerine bakıyorum; sarkacın salınımı gibi. Sevgi ve nefret, sıcak ve soğuk... Bunlar zıt şeyler değil, aynı doğrunun farklı koordinatlarıdır. Derece farkı sadece bir ölçüm meselesidir. Hakikati bilen adam, bu zıtlıklar arasında savrulmaz; merkezde durur, denklemin sıfır noktasını bulur. Sebep-Sonuç ilkesi ise şans denilen o kof kavramı çöpe atar. Tesadüf, henüz fark edilememiş bir yasadır, çözülememiş bir fonksiyondur. Evrende tesadüfe yer yoktur; sadece henüz keşfedilmemiş bir matematik vardır. Kybalion, sert bir kahve gibi uykunu açar. Ama dikkat et, eğer zihnin bu ağırlığı kaldıracak kadar sade değilse, içindeki semboller seni boğar. Ben bu satırlarda sadece evrenin ritmini ve o ritmin arkasındaki tekil iradeyi görüyorum. Geri kalan her şey, yani insanın kendi
KybalionÜç İnisiye · Altıkırkbeş Yayınları · 2021556 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 12:38
·
2026 16. kitabı
Üç İnisiye
7.7/10 · 556 okunma
Puan vermedi·24 syf.·
12 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 02:01
·
2026 15. kitabı
Naber Dergisi
9/10 · 45 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 13. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 03:22
Adler’e bakınca gördüğüm şey çok net: Bir denklemin en sade hali. İnsanı parçalara ayıran, egoyla idle uğraşan o diğer zırvalıklardan farklı olarak o, "bir"i yakalamış. Individuum diyor; yani bölünemez, yani parçalanamaz. Bu, doğrudan birleme hakikatidir. İnsan ruhu, kendi içinde tutarlı ve tekil bir sistemdir; aşağısı neyse yukarısı da odur. Bu adamın kuramı aslında bir "aslına rücu" çabasıdır. Her insan, bir eksiklik (minus) noktasından başlar ve bir tamlık (plus) noktasına evrilmeye çalışır. Bu, matematikteki bir vektör gibidir; yönü ve büyüklüğü olan bir irade. Biz buna tasavvufta kemale erme çabası diyoruz, o ise "üstünlük çabası" demiş. İsimler değişir, hakikat baki kalır. İnsanın bu dünyadaki tüm eylemleri, o tekil amaca, o kendi içindeki "bir"e ulaşma gayretinin birer tezahürüdür. Meseleyi matematiksel bir netlikle ortaya koyalım: Eğer bir insanın yaşam üslubunu (lifestyle) bir fonksiyon olarak kabul edersek, geçmişteki travmalar sadece birer sabit sayıdır. Fonksiyonun sonucunu belirleyen ise değişkenin, yani bireyin o veriyi hangi amaca yönelik kullandığıdır. "Başıma şu geldi, o yüzden böyleyim" demek bir illüzyondur, bir kaçıştır. Hakikat şudur: Sen, o olayı kendi hayali hedefine ulaşmak için bir yakıt olarak kullandın. Adler’in sosyal ilgi (Gemeinschaftsgefühl) dediği şey ise Hermetik "bütünlük" prensibidir. Kendini bütünden, o tekil olandan koparıp sadece kendi egonun peşine düşersen, sistem hata verir. Bu hata, nevroz dediğimiz o anlamsız gürültüdür. Ruhun sükunete ermesi, ancak bireyin kendi parçasını o büyük bütünle (toplumla, evrenle, Vahdet ile) hizalamasıyla mümkündür. Kısacası Adler, ruhu bir laboratuvar faresi gibi incelemeyi bırakıp onu bir özne, bir irade olarak görmüştür. Gereksiz süslemelerden arındığında, bireysel psikoloji dediği şey,
Bireysel PsikolojiAlfred Adler · Say Yayınları · 2015719 okunma