Apollodoros

Apollodoros
@Ravendi
9/10
·78 syf.·
Beğendi
·
2017 29. kitabı
Yunan tragedyaları, özellikle Antigone ve Prometheus Desmotes (Zincire Vurulmuş Prometheus) günümüz Türkiyesi için özellikle büyük önem taşıyor. Bu eserler günümüzün sorunları yansıttığı kadar, çözümlerini de içinde barındıran ve binlerce yıl öncesinde şimdiye tutulmuş bir ayna gibi. Sanırım Azra Erhat ve Sabahattin Eyuboğlu, eserin önsözünde kurdukları politikayla ilgili bağlantının aradan geçen 40 yılda daha bir anlam kazandığını görselerdi, çok az insanın başına gelen bir şeyle, yani "haklı çıkmanın verdiği hüzün" ile tanışırlardı. Her iktidarı devralanın yozlaştığı bu evrende, Prometheus, eskilerden aldığı derslerle, kendi bilgeliğini karıştırarak, yeni iktidarı sarsılmaz bir şekilde, acı çekmek pahasına inşa etmeye girişiyor. Aiskhylos'un çizdiği Prometheus tasviri, hem tanrısal hem de eserin kendi bağlamında tanrı karşıtı. Prometheus tam olarak bizim kafamızdaki tanrıyı yansıtıyor, bu açıdan "tanrısal" olmakla birlikte, yeni tanrıların başa geçtiği ve adaletsizliği düstur belledikleri bir evrende kendisinden beklenileceği gibi tanrı-karşıtı bir tavır sergiliyor. Gerçek olmamasına rağmen, Hesiodos'un ve Aiskhylos'un kaleminden çıkalı iki bin yıldan fazla olmasına rağmen, sadece mitiyle bile biz insanlara doğru olduğunu düşündüğü yolda acılara aldırmadan yürümesini, zorbalara ve tiranlara diz çökmemek gerektiğini öğreterek son bir babalık yapıyor. Eser boyunca ne dostlar, ne dalkavuklar, ne talihsizler görüyoruz, hepsi tek bir ağız etmişcesine Prometheus'a vazgeçmesini söylüyor. Prometheus ise zeka dolu sözleriyle adeta onlarla alay ediyor. Eserde rahatsız edici tek nokta, Aiskhylos'un kadınlar için kullandığı tasvirlerdi. Gerçi eserin başında verilen Hesiodos'un dizelerinde de aynı şeyi görüyoruz, elbette bin-bilmemkaç küsür yıl önce yaşadıkları için kadınlara
Edebiyat
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Reklam
10/10
·238 syf.·
Beğendi
·
2017 16. kitabı
Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi 5 romanından birisi, benim için birincisi. Ayrıca İhsan Oktay Anar okumaya başlamak için en iyi başlangıç noktasıdır. Dilin ustalıkla kullanıldığı ve yazarın dehasını her sayfada değil, her satırda hissettirdiği bir roman. İlk okuduğumda oldukça küçüktüm, en son 2 yıl önce tekrar okudum. Birkaç yıl sonra tekrar okumayı düşünüyorum. her okuduğumda yeni bir şey keşfediyor, tekrardan İhsan Oktay Anar'a hayran kalıyorum. Okumak için birkaç yıl bekleme planımın asıl niyeti, kitabı biraz olsun unutabilmek ve bu sayede tekrar okuduğum vakit ilk okuduğum zaman aldığım hazzı az da olsa yeniden hissedebilmektir.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
5/10
·90 syf.·
2017 2. kitabı
Murakami'nin okuduğum ilk eseri. Açıkçası dilini beğendim, akıcı ve sade bir dil fakat aynı zamanda nadir de olsa zengin tasvirler, vurucu cümleler barındırıyor. Cümle tekrarları ve daha önceki cümlelerin tekrar tekrar vurgulanıyor olması hipnotik bir etki bırakıyor, adeta bir "telkin" gibi. Sanıyorum öyküye özel bir dil değil, diğer eserlerinde de aynı dile sahip... Öyküye gelecek olursak, derin tahlillere girişmek niyetinde olmadığım gibi açıkçası içimden de hiç bir istek gelmiyor. Şahsen bir poe-sever olarak, yani vurucu ve insanın kanını donduran finallere alışmış birisi olarak hikayenin sonunu fazla yavan buldum. Gerçi yazarın niyeti zaten böyle bir final yapmak değil, onu rahatlıkla anlayabiliyoruz fakat yine de insan hikayeyi böylesine öksüz bırakan bir finalle karşılaşınca hikayeye dair tüm şevkini yitiriyor. Belki yaşadığım hayal kırıklığında Murakami'nin çok fazla övülüyor olması, yani benim ona dair büyük bir beklentimin olmasının da payı vardır.
Edebiyat
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,728 okunma