Yani, adı umutsuzluğun doruklarında olan bir kitaptan çok fazla sürpriz beklememek lazım tabi ki. Ama bana göre umutsuzluk sonsuz bir arayış gibidir. Sonucu her zaman bilsen de yolda nelerle karşılaşacağını hiçbir zaman bilmezsin. Gideceğin yer belliyse de konaklayacağın yerler belirsizdir. Onun için sanırım kitapta da aynı şekilde dipsiz bir umutsuzluk değil, kitabın başlangıcındaki gibi tüm acımızı ifademize yansıtmadığımız anlarda bunu yapabilmemize olanak tanıyan farklı anları da okumayı beklemiş olabilirim. Bir çırpıda okudum ama beklediğim gibi değildi yine de.
Tek başına acı çekebilmek üstünlüktür. İnsan yüzü içerideki tüm acıyı olduğu gibi ifade etseydi, içerideki tüm işkence ifadeye yansısaydı ne olurdu? Hâlâ birbirimizle konuşabilir miydik? Duygularımızın yoğunluğu yüz çizgilerimizden okunabilseydi, yalan kesinkes olanaksız olurdu.