Kitabı hem sevdim hem sevmedim. Annesi Lucie'nin aşk hayatından endişe duyan Maya'nın bir radyo programını arayıp tavsiye istemesi, tavsiye aldığı Aiden'in aşka inanmadığı hâlde bu konuda iyi bir iş çıkarması ve konunun öznesi Lucie'nin de dahil olmasıyla olayların derinleşmesi güzeldi. Lucie'nin bakış açısı ve hisleri o kadar içtendi ki beni de etkiledi. Reytingleri kötü giden radyo programının Lucie sayesinde bir anda hit olmasını ve ona Aiden ile birlikte yayın yapması için teklif götürülmesini garipsemedim o yüzden. Sanırım ben de böyle bir konsepte ilgi duyardım.
Lucie ile Aiden'in ilk karşılaşmaları da çok tatlıydı. Radyo programındaki sohbetlerini ve bar sahnesini de sevdim. Aiden bu kadar kaçıngan bir tip olmasa ilişkilerini de genel olarak severdim. Ama Aiden son ana kadar korkak davrandığı için bu mümkün olmadı. Lucie bu ilişki için elinden geleni yaptı, evet. Ama tek başına gösterdiği çaba, Lucie'nin tabiriyle, ilişkinin sihrini azalttı gözümde. Finaldeki hâlleri de hiç samimi gelmedi o yüzden.
Ha, bir de Maya bu kadar geri planda kalmamalıydı bence. Lucie ile olan ilişkisi de, Aiden ile nasıl bağ kurduğu da biraz daha derinleştirilmeliydi.
“Gülünce yaptığı bir şey var… Sanki bütün vücuduyla gülüyor gibi. Daha önce böyle bir şey görmemiştim. Ellerini sıkıca birbirine kenetliyor, sanki mutluluğunu tutuyormuş gibi. Sanki onu yakalamaktan korkmuyormuş gibi.”