Öylece bırakıp gitmek
Yalnızlığın gölgesinde
Sessizce bir veda
Bütün yıkıntılarımı
Arkada bırakıp
Kaybolmak
Nereye kaybolmak
Ölenin kaybolamadığı
Şu dünya da
Yaşayanın yok olduğu
Kasırganın feryadı gibi
Yıkılmak
En derin duygulara
Bir pranga daha atmak
Bir düğüm daha vurmak
Bir gün daha
Nefes alarak ölmek
Benliğimin girdabında
Ve sen yokken
Bu üşüdüğüm sokaklarda
Şu kaldırım taşında
Bir bardak çay da
Üşümek
Sarhoşluğun geçtiği yıllar
Bir denizin
ölüm sessizliği
Ansızın kaybolan ruhlar
Bir dalgada
Uçup gittiler rüzgarla
Burada da görüldüğü gibi teşkilatçılık Türk subayının vasfıdır. Türk askeri nereye giderse orayı teşkilâtlandırır. Telegram (telgraf) yaygın bir şekilde kullanılır, kaldı ki 1840’lardan beri telgraf sistemini en çok tatbik biz edip geliştirmişizdir
Aslında Trablusgarb, bizimkiler için bir sürgün yerini de barındırıyordu: Fizan... Dilimize bir deyim olarak da yerleşen Fizan, buradadır. II. Abdülhamid döneminde burası sürgün yeriydi.
"Sen" diye ölmedim ama, senin yokluğunda yok olmaya yüz-tuttuğum oldu.
Sana tüttüğüm oldu
Seninle tek olduğum da oldu.
"Ruhun birleştiği bir beden de insan yeniden doğar ve bütününü yaşar: varlık bir bütünden ibarettir"
SouL