Esirlere, anıtlar ve duvar resimlerinde açıkça tasvir edildiği şekilde işkence ediliyor (parmakları kökünden koparmak, dişleri çekmek,alt çeneyi kesmek, dudakları ve parmak uçlarını kesmek, tırnakları çekmek ve dudaklardan çivi geçirmek gibi), daha sonra (bazen yıllar sonra) yine eşit oranda kötü şekillerde esir öldürülüyordu (kolları ve bacakları birbirine bağlanmış esiri bir topa bağlayıp bir tapınağın dik merdivenlerinden aşağı yuvarlamak gibi).
Eğer oksitosin hormonuna sahip olmasaydık herhalde sevdiklerimizle bağ kurmaınız çok zor olurdu.Oksitosin aynı zamanda sevme, yardım verme ve güvende hissetme ile ilişkilidir.
Sahadaki en doğrudan yamyamlık işareti,
evin ocak alanında bulunan kurumuş insan dışkılarıdır. Bu dışkılar o kuru iklimde neredeyse binyıldır hayli iyi korunmuş vaziyette ve insan kası proteini içerdikleri biliniyor. Bu protein, yaralı ve kanamalı bağırsaklara sahip insanların dışkılarında dahi bulunmaz. Bu da, o sahaya saldıranların evin sakinlerini öldürdüğünü, kemiklerini kırdığını, etlerini kaplarda haşladığını, kemiklerini ortalığa saçtığını,ocak alanına kakasını yaptığını, yani sonuç olarak kurbanlarının etini gerçek manada yediğini gösteriyor.
Son kırk yılda çalıştığım Yeni Gineliler kendi yamyamlık pratiklerini bana ayrıntılarıyla anlatırken, bizim doğal sebeplerden ölen akrabalarımızı yiyerek onları onurlandırmaksızın gömme geleneklerimizi aşağılıyorlardı.Yeni Gine'deki en iyi işçilerimden biri 1965'te yeni ölmüş müstakbel damadını yeme töreninde yer almak için birlikte yaptığımız işten ayrılmıştı.