Saatleri Ayarlama Enstitüsü, bazı modernleşme hamlelerininin saçmalıklarını ve Batı aşkını öyle bir hicvediyor ki gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. Romanda, karakterlerin işlenişinin derinliği ve Ahmet Hamdi’nin sade ama mükemmel edebi diliyle, toplumun gereksiz düzenlerini üst düzey bir ustalıkla tiye alıyor. Hem mizahı keskin hem de hikâyesi hüzünlü; okurken hem gülüyoruz hem de hâlâ eleştirilen bu durumu yaşadığımızı fark ediyoruz. Tanpınar'ın en sevdiğim kitabı.
Tiamat, tam bir İhsan Oktay Anar işi: karanlık, yoğun, tuhaf ve mistik. Denizaltı atmosferiyle mitolojiyi öyle bir harmanlıyor ki okurken hem büyüleniyorsun hem de ‘bir dakika, ne oluyor burada?’ diye durup düşünüyorsun. Olay akışını okurken o denizaltının içindeki ağır havayı bile hissedebiliyorsun. Dil ağır, terimler bol(İhsan Oktay Anar üslubu tam olarak), ama okumaya başlayınca akıyor. Karakterler çok derin değil, ancak o canavarın işlenişi çok derin. Kolay okunacak bir roman değil; ama Anar’ın o kendine has evrenini & kalemini bilenler için keyifli bir okuma olacaktır. Bolca denizcilik terimi öğrenmek de bonus.