Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı, yahut "Ben artık bir başkasıyım!" diyebilmek saadeti.
Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lâhza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk.
Ölüm çok gerçek değil mi? Birisi var, sonra yok. Hiç olmamış gibi gidiyor. Bunun tarifi yok... O yüzden yaşın ilerledikçe sevdiğin şeyler başkalaşıyor, sevdiğin insanlar azalıyor. Hayatın, şüphesiz en güzel öğretisi yaş aldıkça arınıyorsun; herkesten her şeyden...