Elbette ki hayat yapılan işlerin niceliğiyle ölçülürse, daha az yaşanıyor ama daha iyi bir hayat sürülüyordu. Şaheserleri hayranlıkla seyretmenin yarattığı soylu duygular ruhu zenginleştiriyor, sanat arkadan atlı kovalıyormuş gibi yapılmıyordu. Bir kilise iki asırda inşa ediliyor, bir ressam ömrü boyunca ancak bir iki tablo yapıyor, bir şair sadece tek bir seçkin eser meydana çıkarıyordu, ama asırlar boyunca takdir edilecek şaheserlerdi bunlar.
Bu sırada, kış gecesi daha da ürkütücü bir hal almıştı. Ara sıra burgaçlanan nehrin sularıyla birlikte rüzgar, kazıkların altına doluyor ve bütün ev sarsılıyordu; ama kedere gömülmüş olan genç kızın tek düşündüğü, babasıydı.
Ben engelimle mutluyum. Engelim bana sabrı beklemeyi öğretiyor. Allah'a inancımı arttırıyor. Bu kaza benden birçok şeyi götürdü ama birçok şeyi de öğretti. İsyan etmemek, şükretmek gibi... Çünkü şunu iyi biliyorum ki yüceler yücesi Mevlam hiçbir kuluna sebepsiz dert vermez. Mutlaka bir sebebi vardır o derdin.
Ben engelimle mutluyum. Ya siz, sizler sağlığınızla mutlu musunuz?