Başka çare olmadığını, alışmak gerektiğini görüyor, alışkanlığın büyük bir kuvvet bulduğunu anlıyordu ve etrafına bakınca herkesin hayatında birçok yara, çöküş bela görüp alışkanlıkla bunları unuttuklarını düşünerek hayatı bu kadarcık müsadesi için bile seviyordu.
Dün gece o kadar mesut ve bahtiyardım ki… sabaha kadar uyuyamadım… Zannediyordum ki bugün büsbütün başka olacak… daha… bilmem, fakat gördünüz ya, hiç … O da geçti, hep geçecek… hep geçecek… İşte böyle…