1000yazar1okur

1000yazar1okur
@ReadyGirl
Mühendis
İzmir
8 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Bağımlılığı körükleyen en önemli etken hazdır. İkincisi ise acıdan kaçınma. İnsan hayatındaki konfor ve lüks, hızla bağımlılık yapar. Çünkü acıdan ve rahatsızlıktan kaçınma illüzyonu oluşturur. Acıdan ve rahatsızlıktan kaçınma, beyinde bir "hoşluk" hissi oluşturduğundan sonuç olarak dopamin miktarı artar. Neticede bağımlılık yapan sinirsel süreçlerin temelinde "tatmin mekanizması yatar. Fakat bu mekanizmanın aşırı uyarımla kötüye kullanılması, ayar noktalarını değiştirerek doğal olmayan dozlarda tatmin arama ve bağımlılık sürecini başlatır. Teknolojik oyuncaklarımızın birçoğunun beynimizdeki dopamin seviyesini cinsel bir birleşmede olduğu kadar yükseltebildiğini biliyoruz. Bu bağımllık yapıcı etki yüzünden, elimizde tuttuğumuz ekranları "elektronik kokain" olarak tanımlayanlar bile var.
Sayfa 171 - Prof. Dr. Sinan Canan·Kitabı okudu
Reklam
Bu anlamda aşk, karşı cinsten birine şiddetli bir duygusal tutunmadır. Bir nevi obsesyon yahut takıntıdır. Gerçekten de beyin görüntüleme çalışmaları başta olmak üzere sinirbilimsel birçok araştırma, durumun en azından beyin açısından tam da bu şekilde olduğunu gösteriyor. Aslına bakarsanız aşk için bir nevi zihinsel rahatsızlık hali de diyebiliriz. Gereklidir de... Zira hastalık olmasa o kadar garip davranış değişikliğiyle birlikte onca şiirler, şarkılar, destanlar nasıl çıkardı ortaya?
Sayfa 121 - Prof. Dr. Sinan Canan·Kitabı okudu
Beyin devreleri sadece şiddet ve istismar gibi negatif davranışlardan olumsuz etkilenmez. İnsan çocuğunun normal gelişim aşamalarında karşılaşması gereken problem çözme, duygularla baş etme, diğer insanların duygularını anlama ve onların zihinlerinden geçenleri anlayabilme gibi konularda da eğitilmesi gerekir. Bu eğitim doğal olarak karşılaştığımız hafif stres faktörleri sayesinde zaten kendiliğinden gerçekleşir. Fakat korumacı anne babalar, çocuklarının her isteğini yerine getirmeyi ideal davranış biçimi zannettiklerinden dolayı vaktini ayıramadığı çocuklarına maddi rüşvetler vererek eksiklerini kapatabileceklerini düşünürler ve böylece çocuklarının beyinlerine şiddet ve ihmale benzer olumsuz etkiler yaparlar.
Sayfa 71 - Prof. Dr. Sinan Canan·Kitabı okudu
İnsanlar, beyinlerinin yüzde onunu kullandıkları mitine inanmayı içten içe seviyorlar. Yani "Beynin ancak yüzde onu kullanılabiliyor" dendiğinde birçok kişi yarı bilinçli olarak "Bak bu benim ancak yüzde onum. Bir de yüzde yüzünü kullansam kim bilir ne olurum?" diye düşünüyorlar. Yani gizli bir potansiyelimiz olması fikri bize her zaman çok cazip geliyor. Evet, gizli çok potansiyelimiz var, fakat bu durum beynin çalışmayan yahut atıl duran yerleriyle ilgili değil. Bunu daha çok bir "yazılım" meselesi gibi düşünmekte fayda var.
Sayfa 14 - Prof. Dr. Sinan Canan·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
"Fiziksel şiddet bir sebep değil sonuçtur. Kişiyi fiziksel şiddet uygulamaya götüren süreçler vardr. Bu süreçlerin genel adı 'pasif şiddet' adını alır ve dünyada barış ortamı sağlayabilmek için, öncelikle şiddet ateşinin yakıtı olan pasif şiddetle savaşmamız gerekir"
Sayfa 31 - Mahatma Gandhi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam