Dışarıdaki yağmurun hüznünü de, içindeki boşluğun acısını da duymayan bir varlık olsam... Dağları kuşatan yollarda, dik yamaçların arasına sıkışmış vadilerde ruhsuzca, duşuncesizce, kendinden arınmış bir duyguyla dolaşsam ve bunalmış bir halde, uğursuzca uzaklara gitsem... Tablolara benzer manzaraların içinde kaybolsam.
Bana gelince; bir ölü gördüğümde, ölümü, bir gidiş anına benzetirim. ceset ise üzerimden çıkardığımız giysileri hatırlatır. içimizden biri çekip gitmiş, hem de o benzersiz, biricik giysisini yanına almadan.