Ahmet Mithat Efendi tadında bir roman. Okuyun okutun diyebileceğim bir eser değil. Can sıkıntısından okunabilir. İngiliz toplumunu yakından tanımak için okuyabilirsiniz
Okurken fikirlerin etkisinde kalabiliyorsunuz ama tutmadı bu fikirler. Tutarlılığı var elbet ama halkın dertlerine ilaç olamamış. Ne de olsa ta ezelden gam ile bina olmuş bedendir bu
Felsefe ve mitoloji bilenlerin özellikle de Yunan mitolojisine hakim olanların daha çok seveceği bir eser. Oynanmak için yazılmamış bir tiyatro eseri gibi geldi bana. Kitap iki bölümden oluşuyor. İkinci bölüm 5 perde. Diyaloglar uzun ve anlamsız. Her karakter kendi dünyasına göre konuşuyor. Bu da eserdeki bütünlüğü bozuyor, eseri anlamayı zorlaştırıyor. Eserdeki kişi sayısı çok fazla, Mefisto ve Faust ana karakterler. Bunların yanında şeytanlar, periler, melekler, tanrılar, insanlar her şey var.
Olumlu olarak da bana İncil'den bir ayet öğretti: "Önce söz vardı." Bu ayet İslamiyette bulunan "kun fe ye kun" (ol dedi oldu) cümlesini hatırlattı.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise eserdeki kentli bir karakterin bir sahnedeki şu cümlesi oldu: "Uzak diyarlarda Türkiye'de halkların birbirleriyle savaşından bahsetmek ne zevkli"
Belki de çeviri dili yüzünden olacak ben bu eseri hiç sevemedim. Ya da mitoloji ve felsefeye uzak oluşum veya İslami düşünceyle konuları değerlendirmem nedeniyle eser bana uzak geldi.
Size yeni kapılar açacağını düşünüyorsanız ki illaki açar, okuyun.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Alkım Yayınları · 200616,9bin okunma
Müslümanım diyen bir genç kesinlikle okumalı. Evet bu kitap dinimizin ne olduğunu bize öğretiyor. Sohbet şeklinde ve soru cevap olarak ilerleyen sayfalarda kendini kaybeden okur derin bir tefekküre dalıyor. Hayati hocanın kattığı Divan şiirinin lezzetiyle okuyucuyu edebî yönden de mahrum bırakmayan bir eser. Müslüman kimliğinin ne olduğu ve Müslümanca yaşam nasıl olmalı? sorusuna yanıt arayanlar mutlaka okumalı.