Felsefe ve mitoloji bilenlerin özellikle de Yunan mitolojisine hakim olanların daha çok seveceği bir eser. Oynanmak için yazılmamış bir tiyatro eseri gibi geldi bana. Kitap iki bölümden oluşuyor. İkinci bölüm 5 perde. Diyaloglar uzun ve anlamsız. Her karakter kendi dünyasına göre konuşuyor. Bu da eserdeki bütünlüğü bozuyor, eseri anlamayı zorlaştırıyor. Eserdeki kişi sayısı çok fazla, Mefisto ve Faust ana karakterler. Bunların yanında şeytanlar, periler, melekler, tanrılar, insanlar her şey var.
Olumlu olarak da bana İncil'den bir ayet öğretti: "Önce söz vardı." Bu ayet İslamiyette bulunan "kun fe ye kun" (ol dedi oldu) cümlesini hatırlattı.
Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise eserdeki kentli bir karakterin bir sahnedeki şu cümlesi oldu: "Uzak diyarlarda Türkiye'de halkların birbirleriyle savaşından bahsetmek ne zevkli"
Belki de çeviri dili yüzünden olacak ben bu eseri hiç sevemedim. Ya da mitoloji ve felsefeye uzak oluşum veya İslami düşünceyle konuları değerlendirmem nedeniyle eser bana uzak geldi.
Size yeni kapılar açacağını düşünüyorsanız ki illaki açar, okuyun.