Adı:
Faust
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759920647
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Alkım Yayınları
''Sanatta hiçbir zaman kusursuz yoktur, en iyi sayılabilecek bir yapıt ancak 'oldukça iyidir' sözleriyle sanat anlayışını belirten Goethe, sadece Almanya'nın değil, bütün Avrupa'nın en önemli dehalarından biridir. Yaşamı boyunca şiirden romana, felsefeden bilime kadar farklı alanlarda sayısı yüzlerle ifade edilen yapıta imza atmıştır.
(Arka kapaktan)
Bilim ve İlime adanmış bir ömür ve Doktor Faust..

Heinrich Faust bütün ömrünü bilime adamış bir doktordur. Aklında birçok soru işaretleri vardır. Beşeri hazlardan ümidini kesmiştir. Ayrıca İlahi düşüncelere ve dine karşı inancını yitirmiş bir bilim insanıdır. Gençliğinde var olan huzur ve manevi sükunu artık yoktur. Bir bilim insanı olarak amaçlarına ulaşamadığını, hayatı kaçırdığını düşünmektedir. Heinrich Faust, bir bilim insanı olarak hayatının amaçlarına ulaşamadığını ve hayatını dolu bir şekilde yaşamayı beceremediğini anlar. Bu memnuniyetsizlik ve huzursuzluktan kendini kurtarmayı başarırsa, ruhunu şeytana satacağına dair söz vermiştir.

Söz vermeyi basit bir şey zanneden Faust :)) kendinden gayet emin şekilde Mefistofeles (Şeytan)'la iddaya girer.

"Dur ey zaman, ne güzelsin!" Faust bu cümleyi söylerse iddayı kaybedektir.

Şeytan, Faust u gençleştirir. Genç Faust' ta özlemini duyduğu, haz dünyasını vermeye başlar; fakat şeytan yine şeytanlık yapmaktan duramaz. Haz dünyasındaki Faust u kandırıp büyük kötülükler yapmasını sağlar.

Kitap aslında bu kadar basit değil. Goethe kitabını 18 yaşında başlamış yazmaya ve 83 yaşında da bitirmiş. Ruhun şeytana satılması mevzusu da daha önce birçok yazar tarafından eserlere konu edilmiş.

Faust'u özel kılan durumlar;

1) Faust'un Tanrı inancı olmamasına rağmen şeytana inanması.

Tanrı inancı olmayan birinin Şeytana inanması daha çok beynin çalışma prensibiyle alakalıdır. Dualist çizgide, evrende her şeyin karşıtı ile var olması durumu Bilimsel bir düşünce tarzıdır ve mantıklıdır. İlahi düşüncelere ve dine karşı inancını yitirmiş bir bilim insanının, inancının doğruluğunu kendine ispatlamak için madem tanrı yok, şeytanın da olmaması gerekir deyip, şeytanın olmadığını kendine ispatlamak için, şeytanın isteye bileceği durumları girmesi ve akabinde kötülüğün özünü görmesi ve sonucunda akıl ve mantık sınırından çıkmadan doğruyu bulması durumu gayet deneyseldir. Bütün ömrünü bilime adamış olan Faust emeklerinin karşılığını almıştır.

2) Şeytanla yaptığı iddada insanlığını kaybedip, iddasını kaybetmemesi.

Eserin yazıldığı dönemde Etik ve Ahlak çok tartışılan bir konuydu. Dinden bağımsız Etik-Ahlak inancı üzerine çalışmalar yapılmış, Immanuel Kant Evrensel etik kurallarını ortaya atmış, Arthur Schopenhauer ve niceleri Etik-Ahlak üzerine çalışmalar yapmışlardır. Paradigmasal değişimlerin yaşandığı bir dünyada doğruyu bulmanın tek koşulu; kişinin, sahip olduğu tek şey olan insanlığı kaybedip, tekrar bulmasından geçer. Faust ta insanlığı tekrar bulmak için kaybeder.

3) Manevi çöküş ve Bilimsel aydınlanma..

Faust; Etik ve Ahlaki değerlerin tartışılıp, manevi ve ilahi değerlerin yıkıldığı bir dönemde, İnsanı medeni çizgide tutacak tek olgunun bilim ve ilim olduğunu gösteren bir eser olmuştur. Manevi çöküş, Bilimsel aydınlanma ile sonuçlanırsa insan, insanlığını kaybetmeyecek bilakis İnsan, Üstün insan yolunda bir basamak daha yükselecektir.
Bu kitabı okumak büyük bir başarı idi. Çünkü 60 sene yazılan bir kitabı, 60 sene boyunca büyük emeklerle yazılan bir kitabı diğer kitap gibi 3-5 günde okuyup bitirmek gerçekten zordu.
Ve teşekkür ediyorum Goethe'ye, çünkü kitapın içinde merak ettiğim bir sürü şey öğrendim. Ne bileyim mesala inançlara göre tanrıları, perileri ve daha sayamadığım bir sürü şeyi öğrendim teşekkürler Faust, teşekkürler mefisto ve teşekkürler büyük yazar Goethe.
(Türkcemde hata olabilir, türkiyeli degilim, duyarli olmanizi rica ediyorum, ayrica feminizim icerir)

Bu kitabi malesef nadiren anlayanlar oluyor.
Goethenin hayat eseri olmakla beraber bircok mesajlar ve gercekler icerir. Ilk okudugumda nefret ettigim bir kitapdi. Ikinci kez okuyup anlamaya calistigimda ve Goethenin kendi kitabi hakkinda yazdiklarini göz önüne aldiktan sonra fikrim az da olsa degisti. Genelde faideli kitaplar okurum ve bu tür kitaplar ilgimi cekmez. Ama bu kitapda bir cok sey var: Bilim, "Din", "Ask", Simya, Kötülük- Sinsilik, Pismanlik, Felsefe.....hatta ve hatta aptallik ve ic güdülerine yenilmek gibi bir seyden de bahsedebiliriz.
Heinrich Faust karekteri aslinda dünyadaki bir cok insani temsil etmekdedir. Bilim adami olup kendini normal hayattan isole etmis olan Faust, toplumdaki yaygin olan Hiristiyanliga arkasini cevirmis ve hayatin din olmadan anlami kalmadiginin farkina varmis bir kisidir. Hayatin anlamini aramaya calisirken lakin hem bilimden hem dinden kendisini uzaklastirmistir. Varlik kirizi olarak adlandirilan( almancada öyle türkcesinde nasil deniliyor bilmiyorum, eseri almanca okudum) bir durumda olup bambaska bir yolda buluyor kendisini- diye diyebilirmiyiz? ilk okudugumda böyle düsünmüstüm. |Dikkat spoiler!|>Aslinda bu tez dogrudur lakin Faust kendi canini almak isterken, onu hayatta tutan cocukluk anilari olmustur. Bence o an aslinda Faust cocuklugundaki oldugu gibi, safligi ve hayatin tadini cikarmak gibi seyleri özlediginin farkina vardi veya Goethe bunu okuyuculara vurgulamak istedi. Bu hissi sonsuz mutlulukla yani dinde olup sonsuz umutlu olmak gibi bir konumla cagristirmis oldugunu düsüniyorum. Cünkü cocuklugunda kendisin toplumdan ve dinden daha isole etmemis durumdaydi. Bu durumu özlemis olabilir. O yüzden Mephisto onun zayif yönünü kullanarak onu sonsuz pismanliga götürmeyi basarabildi. Ayrica Margaretenin henüz daha cok genc bir kiz oldugunu da unutmamak gerek. Tabiki anlam vermedigim bircok konu var. Faust bir „ruh“ cagirip ve onun cikacagina inanip, hadi onu gectim. seytanla anlasma yapip, tanri gibi bir varliga neden inanamiyor? Bu ayrinti kitabi okurken beni cok rahatsiz etmisti. Faust bence daha cok ic güdüsel isteklerine yenilmis ve kendini "inanmadigi" bir yaraticiyla ayni seviyeye koyan( evet kitapda bunun gibi ifadelerde bulunuyor, tabi Ruh onu kabul etmediginden sonra hic de öyle olmadigini kabul etti) bir ahmagin teki. Cogu kisi tersini düsünebilir ama bu benim sahsi fikrim. Neticede Faust Margareteyi cinsel obje olarak görmedi diyemeyiz. Faust aslinda ayrica bir katil ( evet feminist mode on). Sonucda 4 kisi öldürüp kizcagzin hayatini mahv etti ve de kendisini sonsuz pismanliga götürdü. Cok bilmis beyefendi kizla beraber olurken hamile kalabilecegini düsünemedi tabi.

Peki okunmasini tavsiye edebilirmiyim? Ben her kisiye tavsiye etmiyorum cünkü eserin derinliklerini anlamayan kisi faust karakterini sonunda benimsemis olabiliyor ( yani onun görüslerini). Aslinda hepimiz bazen iyi bir seyi isterken kötü yola girebiliyoruz ve kendimizi oldugumuzdan daha zeki görüyoruz, kendi zaflarimiza yenilip, bazen kanit önümüzde oldugu halde inanmak istemiyoruz ( aslinda ben böyle degilim ama empati felan kuruyormusum gibi yapim dedim caktirmayin). Bu eserden kendimce bir cok ders cikarabildigimi söyleyebilirim. ( Ayni fikirde olmayanlara saygim sonsuz.)
Faust'u anlamak diye bir tabir olmalı. Geothe' den bağımsız bir faust. Hürri ve cüzî iradenin karakterde vücut bulması kadar olağan üstü veya olağan... Mefisto(şeytan)lar...
O kadar çok ki her yerde... Tırnaklarım arasından kanayan yaranın sebebi mefisto...
Mefistoyu seviyorum...
Bana Tanrı' yı hatırlatıyor. Kötü olmasa mefisto, iyiliğin anlamı sembolik kalırdı zaten. Ben sembolleri sevmem...

Uzun zaman aldı kitabı bitirmek için. Özür dilerim Faust. Üzgünüm mefisto...
Okuması her yiğidin harcı olmayan bir kitap Faust o yüzden okuma yeteneğine güvenen hatta gerektiğinde ikinci kez okumaya gözü alanlar başlasın.Kitap özünde Mefisto denilen şeytanın Faust adındaki doktorla girilen iddaa sonucu Faust'un ruhunu şeytana teslim etmesi olarak özetlenebilir.Ruhuna girilen bu iddaa uğruna geçen olaylar ve yılları okurken karşınıza çıkmayan kalmıyor neredeyse.Thales,Helena,Periler,Cinler,Cüceler...Tabiat üstü,mitolojik ögeler,felsefik akımlar ve bir çok konuda bilgiler sunuyor okuyucuya Goethe.Ama kitabı sessiz bir yerde tüm dikkati vererek okumak gerekiyor aksi halde bir yerden sonra beyin firar edip konudan kopuyor bir köşede uyuyakalabiliyorsunuz.Yazar 60 yılda yazmışsa bizlerde biraz ciddiyeti çok görmemeliyiz. :)
DİKKAT: Bu inceleme, 1K incelemelerinden alıntı (veya çalıntı deyin bilemiyorum) içermektedir. Spoiler içermemektedir rahat olun, çünkü kitabı spoiler verecek kadar kendim de anlamadım zaten.

"İncelemeye başlamadan önce sizinle bu kitapla ilgili çok şaşıracağınız, sıra dışı bir bilgi paylaşmak istiyorum: Goethe bu kitabı tam 65 yıl boyunca, yani neredeyse hayatı boyunca yazmış ve........ 

Kızmayın hemen, küçük bir şakaydı arkadaşlar... :) Bu kitap hakkında konuşurken bu bilgiyi vermeyenleri Sibirya'ya kürek cezasına gönderiyorlarmış... "*

Kitapla ilgili en önemli bilgi buydu ve sizinle paylaşmış oldum. Aklımda kalan diğer bilgi, Faust'un şeytanla bir anlaşma yapması. Ki bu bilgiye kitabı okumadan önce de sahiptim, değişen pek bir şey olmadı. Bu konuyla ilgili pek çok eserin olduğu söyleniyor. Ben bu konuyu anlatan bir kitap okumamıştım. Sinema olarak aklıma Bradd Pit'in baş rolde olduğu Joe Black, komedi yapımı Şaşkın filmleri geliyor. Yerli yapım olarak da Mazhar Alanson ve Ali Poyrazoğlu'nun oynadığı "Arkadaşım Şeytan".

Eserin ilk bölümü merak içerisinde kendini okuttururken, ikinci bölümde ilgi ve alaka seviyem oldukça düştü. Bu durum, yazım şeklinin değişmesinden kaynaklandı bence. Nasıl mı, hemen örnek vereyim:
Yapraklar: Dallarda tutunuruz üzerimize kar tanesi düşer.
Kar taneleri: Göklerde uçuşuruz, yaprağa düşüp eririz.
Koro: Kalbimiz kırıldı, nelere mal oldu bu aşk.
1k korosu: Anlat şu kitabı anlatacaksan yoksa anket sorularını cevaplamaya gideceğiz haydi...
Bu örnekle kitaptan aklımda kalanları anlatmaya çalıştım. Oldukça da başarılı olduğumu düşünüyorum (!)

Gördüğünüz üzere kitapla ilgili incir çekirdeğini dolduran bir bilgi veremedim.
1k koro:  "Ne diyorsun sen ya?
Ben: Ne bileyim herkes uzun uzun yazıyor ben de biraz uzatayım dedim hepsi bu. Okuyun diyorum bu yazarı mutlaka okuyun!"**

Son olarak kitabı okuyan, beğenen ve okumayı düşünenler için bir sözle bu enfes incelememe bitiriyorum: Mefistonuz bol olsun:)

ALINTILAR: * : Necip G. Kumarbaz kitabı incelemesi ( #28750305 )
** : Uğur Ukut Dişi Kurdun Rüyaları kitabı incelemesi
( #34959419 )
Alıntıları üye arkadaşlarımızın affına sığınarak paylaştım. Telif hakkı almadım, özür dilerim kendilerinden, umarım kızmazlar:(
Faust, Goethe'nin kağıt ve mürekkep şeklinde yaşattığı bir organizma olmuş bence. 60 yılda oluşan-yaşayan bir organizma. Kitabı yaşayan bir organizmaya, gizliden gizliye de insana benzettiğime göre tespitimi de yapmaya hak kazanmış bulunuyorum;
Evet, yaşayan bir insan kadar sıkıcı bu kitap :)
Kitabın başlarında, gösterime sunulacak tiyatro oyunu üzerinden, sanatın niteliği ve amacıyla ilgili yapılan tartışmalar ilgimi çekti önce, sonrasında şeytan ile bilge teması da sürükledi beni ancak heyecanım gittikçe azaldı.
Ve ikinci bölüm; açıkça söylemek gerekirse kitabın ikinci bölümü benim için alt yazısız izlediğim bir Hint filmi gibiydi :) Ara ara devlet, ekonomi, din, aşk gibi temalar işlense de bunları bölümün bütünlüğünden koparak, cümlelerin tek başına ifade ettikleri anlamlardan çıkardım sadece. Çünkü ikinci bölüm tam bir karakter cümbüşü; Hristiyanlıkla ilgili çeşitli efsanevi karakterler, yunan ve diğer avrupa mitlerine ilişkin karakterler tam olarak ne yaptıklarını anlayamadığım bir şekilde konuşup durdular. Bense ancak konuştuklarından tek tük cımbızlayarak bir şeyler çıkarmaya çalıştım...
İyi ki Goethe'nin okuduğum ilk eseri bu olmamış, yoksa kendisi hakkında hiç te hak etmeyeceği fikirler edinebilirdim :)
Not: Eğer sen kimsin ki Faust'u eleştiriyorsun falan diyen varsa kitabı okuyup kapsamlı bir incelemesini yapmasını rica edeceğim. Zira sitede okuduğum incelemeler yalnızca kitabın birinci bölümüne ilişkin :)
Faust - Birinci Tragedya (Faust I), 1808 yılında Johann Wolfgang von Goethe tarafından kaleme alınan bir dramadır. Trajedi, 1500’lü yıllarda Almanya'da gerçekleşir ve bilgi için çaba sarf eden ve hayatının akışından tat alamayan bilim adamı Heinrich Faust hakkındadır. Bu nedenle, şeytanla kader bir anlaşma yapar ve şeytana anlaşma karşılığında ruhunu vaat eder.

Dr. Heinrich Faust, bilimsel çalışmalarına ve iyi eğitimlerine rağmen, bilgi için susuzluğunu tatmin edemeyen, saygın bir bilim adamı ve akademisyendir. Bir gece çalışma odasında otururken yaşamın anlamı ve manası hakkında sorgulamaya başlar ama cevap bulamaz.

Daha sonra ruhlar alemine döner. Bir dünyevi ruhun tasvirinde hayaletlerle yüzleşmeye çalışıyor ama pek de başarılı değildir. Güçsüzlük tarafından sindirilmiştir ve kendi hayatını son vermek ister. Ancak, intihar girişimi esnasında Paskalya gününe denk geldiği ve o gün çalan çanlar kendisinde çocukluk anılarını çağrıştırdığı için bu durumdan aşırı rahatsızlık duyar.

Ertesi gün yardımcısı Wagner'le biraz dikkat dağıtmak için yürüyüşe çıkarlar. Daha sonrasında bu yürüyüşten siyah bir Kaniş köpeği ile döner. Kaniş, Faust ile bir anlaşma yapacak olan Mephistopheles'in ta kendisidir. Mephistopheles, Faust'a hizmet etmeyi ve tüm isteklerini yerine getirmeyi kabul eder. Şeytanın ona mutluluk getirmeyi başarması karşılığında, Faust ona ruhunu teslim edeceğine dair şartlanır.

Mephisto, Faust'u ilk olarak "Auerbachs Keller«'de bir içki partisine götürür ve Faust'a yaşamanın, hayattan zevk almanın ne kadar kolay olduğunu göstermek ister. Her ikisi de öğrencilerin olduğu bir masaya oturu ve Mephistopheles masaya farklı şarap türleri büyüler. Masa ortamındakiler daha da içtikçe, öğrencilerin, insanların davranışları hayrete düşürecek kadar hayvanları anımsatmaya başlar.

Ama şarap aniden büyüleyici bir şekilde ateşe dönüşür ve sarhoş olanlar ellerinde bıçaklar ile Mephisto'ya saldırırlar. Mephisto’nun büyüsünün gücü sayesinde Faust ile birlikte, Auerbachs Keller’den kaçmayı başarırlar.

Mephisto sonrasında Faust'u cadılar mutfağına getirir. Burada Faust (Mephisto aracılığı ile) kendisini gençleştiren ve onu kadınlar için çok arzu edici kılan bir iksir içer.

Şehre döndüğünde, Faust genç Gretchen ile tanışır. O kız için kendinden geçmekte adeta deli olmaktadır. Faust, Mephisto'dan Gretchen'i kendisine sevgilisi olarak ayartmasını talep eder, aksi takdirde Mephisto'yu mutabık olunan anlaşmayı bozmakla tehdit etmektedir. Mephisto kurnazca bir plan ile Gretchen’i ayarlayacağını Faust’a açıkça ifade eder ve kızın yokluğunda Faust’u onun odasında alır. Gretchen'in odasında dolaba geri döndüğünde onun bulacağı şekilde mücevher saklar.

Faust, amacına ulaşmak için Mephisto'dan Gretchen'in komşusu Marthe'ye yaklaşmasını ister. Marthe'de Mephisto'dan hoşlanmakta ama kayıp kocasının artık yaşamadığından da emin olmak istemektedir. Faust ve Mephisto, Marthe'nin kocasının öldüğünü ifade ederek kadını aldatırlar.

İstenilen olmuş gibi görünmektedir ve bu iki çift Marthe'nin bahçesinde buluşurlar. Faust ve Gretchen ilk defa birbirlerine yakınlaşırlar ve bir bahçe içinde ikili arasındaki ilk öpüşme vuku bulur.

Faust daha sonrasında sükûnet ister ve Mephisto'ya olan bağımlılığın giderek daha fazla farkına vardığından huzuru din, meditasyonda ve doğada arar. O (Mephisto) ise yine Faust'un Gretchen'e olan düşkünlüğünün farkındadır. Gretchen ise uzun zamandır Faust'un öpücüklerine hasret kalmaktadır. Her ikisi de tekrar buluştuğunda, Gretchen'in dindarlığı üzerine ve Faust'un bu konu hakkındaki muhalif fikirlerinden konuşurlar.

Faust git gide daha çok şehvete kapıldığından Gretchen'e uyku ilacı verir. Sevdiğine, bunun sözde zararsız bir ilaç olduğunu ve annesine vermesi gerektiğini, böylece ikisinin de rahatsız edilmeden birlikte bir gece geçirebileceğini anlatır. Ancak talihsiz bir şekilde Gretchen'ın annesi uyku ilacından dolayı ölür.

Annesine bu yaptığından aşırı rahatsız olan Gretchen, asker olan kardeşi Valentin ile buluşur. Valentin Gretchen'in yüz ifadesinde hemen masumiyetini kaybettiğini ve bu sebepten ötürü Faust'tan intikam almak istediğini fark eder. Faust ve Mephisto için evin önünde beklemeye koyulur. Valentin ve Faust arasında bir düello vuku bulacakken aniden Valentin'in koluna felç iner ve Mephisto'nun yumruğu Gretchen'in kardeşini deler geçer.

Bu hadise sonrasında Faust ve Mephisto şehirden kaçarlar. Gretchen ise ölmekte olan kardeşi ile geride kalmıştır. Kardeşinin gayesi, toplanan kalabalığın saldırmakta ve fahişelik ile suçlamakta olduğu Gretchen'i ölmeden önce söyleyeceği son sözleri ile öfkeli kalabalığın elinden kurtarmaktır. Kardeşinin ölümünden sonra, Gretchen kutsal kiliseye sığınır. Orada, onun hamile olduğu şüphesini doğrulayan kötü bir ruh çıka gelir.

Bu arada Mephisto, Faust'u Brocken'deki Walpurgis Gecesi'nin cadılar dansına götürür. Orada, ikisi de şehvetli cadılar ve onların sadık oyunlarıyla eğlenirler.

Kasvetli bir günde, Faust, Gretchen'ın yalnız ve umutsuzluğun vermiş olduğu buhran ile yeni doğan çocuğu öldürdüğünü ve şimdi bu sebepten dolayı ölüm cezasına çarptırıldığını öğrenir. Faust, bu felaketten dolayı Mephisto'yu suçlamaktadır. Ancak o ise kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddeder. Sonuçta, Gretchen'i şehvet ile arzulayan ve hamile bırakan Faust'un ta kendisidir.

Şehre geri dönmenin tehlikeli olduğunu bilmesine rağmen, Faust, Gretchen'i zindandan kurtarmak ve bu konuda Mephisto'dan yardım istemektedir.

Mephisto atları temin edebileceğini ve bekçiyi uyuta bileceğini söyler, ama Gretchen’i Faust’un kendisin kurtarması gerektiğini ifade eder. Faust zindana sızarak Gretchen'i onunla birlikte kaçmaya ikna etmeye çalışır. Ancak, Gretchen, daha fazla çaresizlik ve bir bilinmezlik içine çekilmekten korktuğu için, Faust'un yardımını reddeder ve kendisini Tanrı'ya adar. O günahlarından arınır ve Faust Mephisto ile kaçarlar.

Goethe'nin »Trajedisi« bir dünya edebiyatı klasiğidir. Bu drama, çaresiz bilgi arayışını ve hayatından tamamen memnun olmayan bir kişinin hiç bitmeyen arzusunu tasvir etmektedir. Bilgi ve şehvet arzusunu tatmin etmek adına Faust kendini şeytana adar ve bu anlaşmadan dolayı masum bir kızın da hayatını mahveder.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesinde görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Alman romantizmi aşk duygusunu pek çok fantastik öğeyle birlikte edebiyatında ağırlamıştır. Bu manada Faust’un doğasıyla oynayan cinsel tutkunun reddedilişi ve bu reddedilişte onu tanımlama özgürlüğü tanrının yeryüzündeki cennetini ona uzanan başka bir (kötücül de olsa) el vasıtasıyla keşfetmesine de olanak tanıyacak ikilemin en kilit noktasını oluşturuyordu. Yazarının yakıştırabileceği ve inkar edemeyeceği ölüme göz kırpan cinselliğin en kesif yolu belki de hermafrodit bir estetiği yüceltmek olmalıydı.
Buradan bakarak yazının konusuna dönecek olursak bir Goethe algoritması içinde onun hayatından bize aktarılan kesitlerden yola çıkarak romantizmin bu dev kaleminin, Alman romantizmi haricinde dünya edebiyatına taşıdığı o naif coşkuyla adlandırabileceği tanımsız ve yeni bir alanı keşfetmek belki mümkün olabilir.
Geothe’nin dilinde klasik olana yakın bir ahnek vardır. Eserinde abartılmış kadınlık ve erkeklik tasvirlerinin dışında kahramanlar yarattığına tanık oluruz. Diğer yandan kendi özel yaşamından da bu estetik kaygının yansımalarıyla karşılaşırız.
Kimdir Wolfgang von Goethe, önce kısaca bir hatırlayalım.
28 Ağustos 1749’da Frankfurt Main’de doğmuştur. Babası Johann Caspar Goethe 313 altın karşılığında imparatorluk danışmanı olmuş bir hukukçudur. Annesi İmparatorluk meclisi üyesi Johann Wolfgang Textor’un Kızı Katherina Elizabeth Textor’dur. İmparatorluk danışmanı ünvanını taşısa da babası hayatı boyunca hiç çalışmamıştır. Sık sol gezilere çıkar. İtalya’ya gider, ki o dönemin kültür açlığını dindiren bu ülke antik sanatın çeşitli eserleriyle Avrupa’yı doyurmaktadır. Goethe 5 çocuğun ilkidir. Cornella haricindeki kardeşleri yaşamaz. Cornella’nın pek güzel olmaması Goethe’yi derinden sarsmıştır ama onu çok sevmiştir.
Hukuk öğrenimi gören Goethe evine döndüğünde genç bir avukattır.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki otuz yıl savaşlarından geriye ülkede 300’ün üzerinde devlet kalmıştır. Almanya 18. yy.’da kalkınma hamlesini gerçekleştirdiğinde, bu küçük devletler birbirleriyle yarışırcasına bu hamleyle iştirak etmişler, bu güzel yarış, dönemin sanat ve fikir adamlarını da destekleyerek Avrupa’da ve dünyada yeni bir kültür damgasının yayılmasına vesile olmuştur. Weimar ise Saksonya Weimar Eisenach grandüklüğünün merkezi olur. Otuz iki çeşit verginin işlediği ve buna karşılık eleştiri hakkının olmadığı, (kul olarak nitelendirilen vatandaşların yönetimi eleştirdikleri takdirde 6 ay hapis cezasına çarptırıldıkları) Weimar’ın yazgısı, Goethe’nin bu şehre gelmesiyle, hatta sınırız yetkilere sahip bir bakan olarak tayin edilmesiyle de pek değişmeyecektir. Sonrasında Goethe’yi idam kararlarını imzalamaktan ne şairliği ne de sözcülüğünü üstlendiği, onu devlet adamı kalıbına sokan Weimar ruhu 57 sene boyunca peşini bırakmayacaktı.

“...Bana sevinçli günlerin görüntülerini getiriyorsunuz. Bazı yüce gölgeler belirgin hale geliyor. Ayrıca ilk aşk ve ilk dostluğun izleri de sanki eski ve kısmen unutulmuş bir masal gibi gözümde canlanıyor. Hayatın tıpkı dehliz gibi olan kıvrımlı akışından dolayı sızlanışlar tekrarlanıyor ve güzel saatlerin mutlu hayalleriyle avunarak benden önce ölmüş o iyi insanların adları anılıyor.
İlk şarkılarımı dinlemiş olan ruhlar artık sonrakileri işitmiyorlar. O eski dost kafilesi şimdi toz toprak olmuştur ve ne yazık ki ilk yankının sesi de sönmüştür!
Artık ıstırabım hiç tanımadığım bir kalabalığa sesleniyor. Onların beni övmeleri bile içimi burkuyor. Şiirlerimden zevk almış olan bazıları da, eğer yaşıyorlarsa, dünyada darmadağın olmuş halde dolaşıp duruyorlar ve içimi, o sakin ve aziz ruhlar dünyasına ait bir özlem kaplıyor. Bir arp gibi uğuldayan türküm, belirsiz, o acımasız kalbimin yumuşadığını hissediyorum. Önceden sahip olduğum şeyleri kendimden uzaklaşmış görüyorum ve kaybolmuş şeyler benim için artık birer gerçek oluyor . . .

Faust'dan aldığım notlar benim için ne demek!
Hayallerime ulaşmam için atılan bir kamçıdır.
İnancımı
Heyecanımı
Ufkumu
Düşünce dağarcığımı
Özgürlüğü
Mutluluğu
Hedefleri
Çalışmayı
Birlikteliği
Ve saymakla daha bitmeyecek katkı sağladı.
Her bilgi çok değerli.
Kendisini Dünya Vatandaşı olarak nitelendirip yazan Üstadımız bizi görüp de yazmış gibi.. Saygıyla..
arkadaşlar ..bakın öncelikle söyleyeyim bu bir kitap değil..yani bu kitapsa diğerleri kitap değil...şöyle düşünün bir insan 60 yıl emek veriyor ve bu eseri yazıyor ..yani inanın bana sırf bunun için hiç düşünmeden okunur..bu bir destan.. bu başka bir şey..lütfen zamanınızı başka boş şeylerle geçirmeyin bu kitabı ağır ağır da olsa mutlaka okuyun...düşünün bir kere bir anda 60 yıllık bir emeğe ulaşıyorsunuz inanılmaz değil mi bu...tekrar rica ediyorum bu destanı okuyun... bu arada kitabın ilk bölümü daha akıcı ..bunu gözardı etmeyin..şimdiden şeytanın dünyasına hoşgeldiniz diyorum
Basit bir roman değil, bu kitap bir ömür kapsıyor. Din, felsefe, edebiyat, bilim gibi aklınıza gelebilecek birçok şey barındıran bu kitabı zaten manevi ağırlığından ötürü bir anda okumak pek mümkün değil çünkü o zaman sadece okumuş olursunuz. Alman edebiyatının sembol isimlerinden olan Goethe'den sade roman beklemek haksızlık olur
Yer yer sıkan fakat derinliği ve felsefesi ile düşündüren okunması gereken bir kitap derim.. İyi ile kötünün mücadelesi Dünya var oldukça devam edecektir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Faust
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
302
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759920647
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Alkım Yayınları
''Sanatta hiçbir zaman kusursuz yoktur, en iyi sayılabilecek bir yapıt ancak 'oldukça iyidir' sözleriyle sanat anlayışını belirten Goethe, sadece Almanya'nın değil, bütün Avrupa'nın en önemli dehalarından biridir. Yaşamı boyunca şiirden romana, felsefeden bilime kadar farklı alanlarda sayısı yüzlerle ifade edilen yapıta imza atmıştır.
(Arka kapaktan)

Kitabı okuyanlar 2.177 okur

  • Alya Samir
  • Mihriyeşil
  • Gürkan Akgül
  • Furkan Köse
  • Fulsen Kııçerli
  • Tolga karacaoğlu
  • ufuk aydın
  • Ulaş Duman
  • Abdullah Mahmutoğlu
  • Emel Kurt

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0.2 (1)
6
%0.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları