Ahmet Olgun

Ahmet Olgun
@Recklessreader
Lisans Mezunu
Çanakkale
227 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Aileler İnsana Üçüncü Bir Kol Bile Çıkartır
6/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Ricardo Sumalavia'nın dilimize çevrilen bu ilk eseri üç kola sahip olan bir adam hikayesi. Kitabın arka kapağında da dediği gibi davetsiz bir uzvun hikayesi. Anlatıcının babası ölüyor. Cenazenin ardından anlatıcı, çocukluğunda duyduğu ama hiçbir zaman doğruluğundan emin olamadığı bir hikâyeyi hatırlıyor: Babasının göğsünden bir üçüncü kol çıktığı iddiası. Anlatıcı araştırmaya koyuluyor. Anlatıcı, babasının eski dostlarından, aile albümlerinden, eski e-postalardan ve anılardan yola çıkarak bir aile hafızası kurmaya çalışıyor. Bu süreçte, hem babasının geçmişi hem de kendi kimliği hakkında yeni şeyler öğreniyor. Ancak roman boyunca gerçek ile kurgu, hatırlama ile uydurma arasındaki çizgi sürekli belirsizdir. Anlatıcı, bu belirsizlik içinde kendi hakikatini arıyor. Kitapla ilgili okuduğum yorum ve yazılarda üçüncü kolun varlığının, aile içinde konuşulmayan, bastırılan bir gerçeği temsil ettiği belirtiliyor ki ben de böyle olduğu kanaatindeyim. Anlatıcının, babasının ölümünden sonra aldığı bir e-posta ile başlayan araştırması, aile geçmişindeki sırları ve kimliğini sorgulamasına neden oluyor. Bu süreç, bireyin kimliğinin, aile geçmişi ve sırlarıyla nasıl şekillendiğini gösteriyor. Büyülü gerçekçilik ve gerçeküstü unsurların yer aldığı ve konusunu aile sırlarının, gerçekliğin oluşturduğu eserleri seviyorsanız bu kısa romana şans verebilirsiniz. İyi okumalar. Bir Kol Hikayesi Ricardo Sumalavia
Bir Kol HikayesiRicardo Sumalavia · Holden Yayınları · 2022285 okunma
Reklam
Yalnızlaştık, Yabancılaştık Bu Dünyada
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
"İcazet verilmemiş bir hayatı kabul etmeye hazır olmadığımı söylemekten vazgeçmeyeceğim." (Sayfa 46) Kitaba başladıktan sonra çoğu sayfayı arkadaşlarıma fotoğraf olarak gönderdim ve okumalarını istedim. Tespitleri güçlü ve felsefi tarafı da olan bu eserin karamsar havasını kendi düşünce yapıma benzettim. Belki de bu tespitlere hak verdiğim için arkadaşlarıma da gönderdim. "Tutsağı olduğun kaçış iptilası dışında başka bir tutkun da olmalı." (Sayfa 42) Romanın anlatıcısı, 46 yaşında bekar, yalnız yaşayan bir adam. Mesleği ise ayakkabı denetçisi. Ayakkabı firması adına yeni modelleri şehir sokaklarında giyerek test ediyor ve gözlemlerini not alıyor. Bu iş sayesinde Frankfurt sokaklarında sürekli dolaşan anlatıcı, yalnızca ayakkabıları değil, etrafındaki insanları, toplumu ve kendi iç dünyasını da gözlemliyor. Gündelik hayatın sıradanlığı içinde küçük ayrıntılara takılıyor: insanların yüz ifadeleri, otobüs durağındaki bekleyişler, kafelerdeki sessizlik, kadınların elleri... Bunlar üzerinden yaşamın anlamı, insan ilişkileri, yabancılaşma, aşk ve ölüm gibi temaları sorguluyor. Detayların edebiyatı diyebiliriz yani. "Tevazuuyla tiksintinin sürekli çarpışmasından meydana geliyor kibrim. İkisi de eşit ölçüde güçlü. Bir taraftan şöyle uyarıyor beni tevazu: Türdeşlerinin en salak hikayelerini dinlemelisin. Aynı anda şöyle iğneliyor beni tiksinti: Şimdi kaçmadığın takdirde türdeşlerinin ifrazatında batıp gideceksin! Asıl pislik, çarpışmaların asla bir sonuca varmamasında. Sadece yineleniyorlar." (Sayfa 67) Baş karakterimiz topluma da aşka da mesafeli bir karakterdir ama monologlarında trajikomik bir taraf da bulunmaktadır. Modern ve kapitalist dünyanın bu şekilde yalnızlaştırdığı ya da yalnız kalmaya mecbur bıraktığı çok kişi aslında bir yaşam savaşı veriyor. Bu dünyanın
O Gün İçin Bir ŞemsiyeWilhelm Genazino · Jaguar Kitap · 2019496 okunma
Bu Apartmanın Temeli Çürümüş
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2024 9. kitabı
Alaa El Asvani'nin 2002 yılında yayımlanan Yakupyan Apartmanı adlı romanı, 1990'lı yılların Kahire'sinde geçen, farklı sosyal sınıflardan ve yaşam tarzlarından bireylerin bir arada yaşadığı bir apartmanı merkezine alarak Mısır toplumunun derinlikli bir portresini çiziyor. Daha önce Mısır'dan Necib Mahfuz'un Kahire Üçlemesi'ni okuduğum için Mısır toplumu ve yaşadığı dönüşümlerle ilgili az da olsa bilgim mevcuttu. Roman zaman olarak aslında bahsettiğim üçlemenin geçtiği dönemden sonraki dönemlerde geçiyor. Roman, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek dönemlerindeki Mısır'da geçiyor. Romanın ana temasında Arap milliyetçiliğinin bitmiş olması ve Nasır’ın ölümüyle başlayan zaman dilimi ele alınmış. Bu süreçte sermaye sınıfının güç kazandığı yıllar anlatılmış. Romanda devrim öncesi Mısır’ın daha iyi olduğunu insanların daha mutlu ve daha rahat yaşadıkları belirtilmiş. Kişisel olarak, bu kitapta olduğu gibi toplumun küçük bir kesimi/kısmı (okul, apartman, aile vb.) üzerinden büyük bir çerçeve sunduğu eserleri okumayı seviyorum. Keza iyi yazıldığı takdirde bu tipteki eserleri okumak çok zevkli oluyor. Yakupyan Apartmanı da bu türün iyi örneklerinden. Yakupyan Apartmanı gerçekte de var ve halen de kullanılıyor (Google haritalarda konumunu işaretledim, gitmem halinde görmek istiyorum). Eserde de bahsedildiği üzere; ilk önce zengin gayrimüslimlerin; bağımsızlık mücadelesi gerçekleştirildikten sonra üst rütbeli subayların konakladığı bir yer olan Yakupyan Aparmanı Mısır'da siyasi ve sosyal alanda meydana gelen olumsuz gelişmeler neticesinde ekonomik durumları iyi olmayanların barındığı bir apartman haline geldiği anlatılmıştır. Romanın giriş kısmında 1952 Devrimi öncesi Mısır ve sosyal hayatı anlatılıyor. Keza kahramanlar da bizlere tanıtılıyor ve başlarına gelen olaylardan bahsediliyor.
Edebiyat & Roman
Yakupyan ApartmanıAla El Asvani · Maya Kitap · 2016221 okunma
7/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Aytmatov'u uzun zamandır bilmeme rağmen ilk kez bir kitabını okumuş bulunuyorum. Büyük yazarların büyük eserlerini okumadan önce genellikle kısa öykülerini tercih ettiğim gibi burada da aynı yöntemi izledim. Yüz Yüze isimli uzun öyküyü bu nedenin yanında tercih etmemin diğer nedeni de İkinci Dünya Savaşı'na Kırgızların gözünden bakmış olmasıydı. Bu savaşla ilgili okuduğumuz romanların çoğu haliyle Avrupa Edebiyatı'na mensup olup; savaşa dahil olan diğer halkların gözünden bu savaşı okumak da farklı bir deneyim sunuyor. "Yüz Yüze", II. Dünya Savaşı sırasında Kırgızistan'da geçen bir hikâyedir. Yeni evli bir çift olan İsmail ve Seyde'nin hayatı, savaşın başlamasıyla altüst oluyor. İsmail, cepheye gitmek zorunda kalıyor ve geride hamile eşi Seyde'yi bırakıyor. Savaşın zorluklarına dayanamayan İsmail, cepheden kaçarak köyüne dönüyor. Seyde, kocasının bu durumunu öğrenince, onun saklanmasına yardım ediyor. Ancak zamanla İsmail'in korkuları ve kaçak yaşamı, hem kendisini hem de ilişkilerini derinden etkiliyor. İsmail'in otoriteye karşı gelip savaştan kaçması ile onurunu koruma çabası paralel ilerliyor. Onurunu korumak için toplumdan kaçıp saklanıyor çünkü dışlanmaktan korkuyor. Onun bu hali eşini de bir sıkışmışlığa iter. Eşinin sağ olmasının verdiği mutluluk ile toplumun onları bu nedenle dışlamasından korkması gibi duygular arasında sıkışmış hisseder. Ancak olayların gelişmesi ile birlikte Seyde bir tercih yapmak zorunda kalır ve bu tercihinde en büyük rolü onuru oynar. Akıcı ve sade bir dille yazılan öyküyü tavsiye ederim. Yazarın külliyatına giriş için de iyi olabileceğini düşündüğüm bir eser. İyi okumalar. "Bir insanın ne denli sevildiği en çok ayrılık anında belli olur. Birkaç gün sonra ölümle burun buruna gelecek delikanlılar gürültü patırtı arasında birbirleriyle
Edebiyat
Yüz YüzeCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,6bin okunma

Ahmet Olgun

, bir kitap okudu
6/10
·128 syf.·
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Jenny Hval
6.9/10 · 85 okunma
Reklam