Yayımlanması tüm Dünya'da olay yaratan bu kitap bende Marquez'in diğer kitapları gibi bir etki yaratmadı. Yayınlanmasını yazarın istemediği ve evlatlarının bu isteğin aksine yayınladıklarını kitabın içindeki yazılardan da anlıyoruz. Yazar kitabı rahatsızlığının olduğu bir dönemde yazmış ve bu durum kitaba da etki etmiş olduğunu düşünüyorum.
Kitap, her yılın ağustos ayında annesinin mezarını ziyaret etmek için Karayip adasına giden orta yaşlı ve evli bir kadın olan Ana Magdalena Bach'ın hikayesini anlatır. Ancak bu rutin ziyaretler, beklenmedik karşılaşmalar ve geçici ilişkilerle Ana Magdalena'nın hayatında derin izler bırakır. Roman, onun kimliği, arzuları, evliliği ve özgürlük arayışı üzerine düşündürücü bir yolculuğa çıkarır.
Gabriel García Márquez'in ölümünden sonra yayımlanan son romanı Ağustosta Görüşürüz, her yılın ağustos ayında annesinin mezarını ziyaret etmek için Karayip adasına giden orta yaşlı ve evli bir kadın olan Ana Magdalena Bach'ın hikayesini anlatır. Ancak bu rutin ziyaretler, beklenmedik karşılaşmalar ve geçici ilişkilerle Ana Magdalena'nın hayatında derin izler bırakır. Roman, onun kimliği, arzuları, evliliği ve özgürlük arayışı üzerine düşündürücü bir yolculuğa çıkarır.
Roman, Ana Magdalena'nın her ağustos ayında aynı adaya yaptığı yolculuklarla başlar. Her ağustos ayında, Ana Magdalena adada farklı otellerde kalır ve farklı erkeklerle tanışır. Bu karşılaşmalar genellikle kısa süreli ve tutkuludur. Müzisyenler, otel çalışanları, yabancılar gibi farklı geçmişlere sahip bu erkeklerle kurduğu anlık bağlar, onun evliliğinin monotonluğundan ve toplumsal beklentilerden sıyrılmasına olanak tanır. Bu kısa süreli ilişkiler, Ana Magdalena'nın bastırılmış cinsel arzularını, özgürlük özlemini ve farklı bir yaşam hayalini su yüzüne çıkarır.
Roman, bu
Ağustosta GörüşürüzGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20251,805 okunma
Roy Jacobsen'in "Görülmeyenler" adlı romanı, uzun zamandır okumak istediğim bir kitap ve seriydi. Serinin ilk kitabı olan Görülmeyenler için okumamın üzerinden uzun süre sonra inceleme yazıyorum. Roman, 20. yüzyılın başlarında Norveç kıyılarındaki küçük ve izole bir adada yaşayan Barrøy ailesinin 15 yıllık hikâyesini anlatıyor. Aile 5 kişiden oluşmaktadır ama bu coğrafyada doğa da bir kahramandır ve işleri iyice zorlaştırmaktadır. Kitap, özellikle ailenin küçük kızı Ingrid Barrøy’nin gözünden, doğayla iç içe, zorluklarla dolu ama bir o kadar da sade ve güçlü bir yaşamı aktarır.
Aile, kendi kendine yetmeye çalışan, modern dünyadan büyük ölçüde kopuk bir hayat sürmektedir. Hayatları deniz, hava koşulları, mevsimler ve doğanın acımasızlığı tarafından şekillendirilir. Elektrik, yol ya da komşu bile yoktur; sadece aile üyeleri ve ada vardır. Ancak zamanla, dış dünya bu izole yaşamın sınırlarını zorlamaya başlar. Baba bir yandan kaldıkları adadan çok uzak görünen Dünya'ya dahil olmaya çalışmaktadır. Baba motorlu bir tekne, daha büyük bir ada ve başka bir yaşamı düşlemektedir. Başka bir yaşamı düşlediğinden ise kimsenin haberi yoktur. Anne Maria da kocası gibi başka hayatlara özlem duymakta ve o da üç şeyin hayalini kurmaktadır: daha çok çocuk, daha küçük bir ada ve başka bir yaşam. Ingrid için de bu adada günlük işlere yardım etme işi çok erken yaşlarda başlar.
Roman, büyük olaylardan çok gündelik yaşamın içindeki küçük ayrıntılara odaklanır. Jacobsen, diliyle bu sıradan görünen yaşamı derinleştirir ve insan doğasına dair evrensel bir anlatı sunar. Ingrid’in büyümesiyle birlikte hem karakter gelişimi hem de adanın ve ailenin dönüşümü işlenir. Uzun bir ara da vermiş olsam serinin diğer kitaplarına devam edeceğim (Beyaz Deniz'e de kaldığım yerden). İyi okumalar.
GörülmeyenlerRoy Jacobsen · Yapı Kredi Yayınları · 2016186 okunma