- Evin diliniden anlıyormuşsunuz?
+ Evet
- Mesela pencereler... Şu an bir şey diyorlar mı?
+ Onu hatırlamıyorlar bile.
- Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?
+ Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için.
Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.
Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret,
Doğurmaya mahkum,
Çocuklarını kaybetmekle mühürlü,
Yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.
İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.
O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım.