Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan- -
O, işte...
‘Doğada her türlü kargaşa göklerden gelen bir ceza olarak görünebilirdi. Korkumuz içinde tanrıların bizimle alay ettiği, yeri ve göğü iblislerin idare ettiği sonucuna vardık. Depremler kişinin tanrısının hiddetin işaretiydi, seller başka bir tanrının kayıtsızlığının. Kuraklığı sonlandırmak kurban istiyordu, yağmur ise bir şölen. Korku insan düşünde bir virüs gibi işler. Birbirimizin korkusunu kapar, onu kendimizin kılarız. Fikirlerimize güç aşılarız. Kültürel virüsleri kapar, yayarız.’
..sanat bize bir başkası olmayı öğretir. Belki kendi sınırlı ömrümüzde, kendi sınırlı algılayışımızla, kendi yaşantılarımızla asla fark edemeyeceğimiz ‘ruh halleri’ni yaşamanızı sağlar.
‘Bir varlığı işaret ettiğini var saydığımız sözcükler, onları kullananın salt
kendisine ait çağrışımları ile yüklüdür. O sözcükleri duyan kişi de o sözcüklerin gösterdiklerini kendi bulunduğu yerden, demek kendi yaşamından bakarak, kendi duyarlılığı içinde aldılar.’
‘..bir şeye adını koymak, onu adlandırmak, onu çağırmak için bir sözcük bulmak, aslında o şeyi, belki de o hakikati kendimizden uzaklaştırmak da olur aynı zamanda. Adını koyduğumuzda, aradaki mesafeyi de, dolayısıyla yabancılarıda kesinleştirmiş oluruz.’